Milyon kere sen…
Milyon kere “iyi ki…”
Ve ben hâlâ aynı yerde,
Seni sevmelerin kıyısındayım…
Neyin ikramısın bilmiyorum;
Seni sevmek, Musa’nın asasına tutunup denizi yarmak değil;
o denizin ortasında, boğulmayı göze alıp sana yürümektir.
Ben sende bir yüz değil,
yüzünün ardına saklanan kaderin sesini sevdim.
Bir bakışının gölgesi bile
gecelerimin en uzun duasına dönüştü.
Kusurum vardı elbet,
Ama sevgimde pazarlık yoktu.
Adını her andığımda
Bir kapı aralandı içimde,
Sanki kalbim secdeye vardı usulca.
Beklemek dedim adına,
Haberim yok zamandan, günden bihaberim hâkim bey,
Saatler değil, içimdeki suskunluk ilerliyor ağır ağır.
Hâlden anlamayana ne anlatayım, dilim yorgun, sözüm yarım,
Kalbim aylardır ritmini değil, kaderini sayıyor sanki.
Bir vakitler ateşti içim, şimdi külüme üşürüm,
Ne çok ister insan bu dünyada,
Bir yudum huzur, bir parça sevda…
Ama ben öyle büyük şeyler dilemedim hiç,
Sadece seni…
Ve bak, Rabbim dualarımı kabul etmiş.
Seni yaratmış,
Sana nefes olayım derken,
Sanki boğazında bir düğüm olmuşum...
Gecelerine yıldız olayım derken,
Karanlığını çoğaltmışım farkında olmadan.
Derman ol diye geldim yüreğine,
Olur ya…
bir gün yine aynı göğün altında
aynı rüzgâr saçlarımızı savurursa
ve zaman, inadına bizi bir anlığına yan yana düşürürse,
ben buna “tesadüf” demem…
çünkü bazı karşılaşmalar,
Sonra dedim ki kendime;
Olsun be… böyleyse böyle olsun.
O’nun canı sağ olsun da,
Yanan benim canım olsun.
Güneş onun ufkuna varsın,
Ben gecemde kaybolayım.
Öyle seviyorum ki seni, gökyüzünün mavi rengi gibi.
Öyle seviyorum ki seni, güneşin sıcaklığı gibi.
Öyle seviyorum ki seni, bulutların düşen yağmur damlaları gibi.
Öyle seviyorum ki seni, rüzgârın esintisi gibi.
Öyle seviyorum ki seni, denizin sonsuzluğu gibi.
Ben seni seversem der gök, kızıl bir sır iner ufkuma,
Bulutlar secdeye varır, renk olur yanık duama.
Aşkın adı anıldıkça yanar içimde eski zaman,
Bir sen kalırsın geriye, bir de sustuğum yalan.
Ben seni seversem der toprak, kurur bütün nehirler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!