Seni sevmek, Musa’nın asasına tutunup denizi yarmak değil;
o denizin ortasında, boğulmayı göze alıp sana yürümektir.
Ben sende bir yüz değil,
yüzünün ardına saklanan kaderin sesini sevdim.
Bir bakışının gölgesi bile
gecelerimin en uzun duasına dönüştü.
Yaralı bir at ayağı misali,
Nalsız kaldı sana yürüyen sevdam.
Her adımım içime biraz daha battı,
Sana varamadıkça canım acıdı.
Yollar değil,
Nasıl bir şey biliyor musun...
Var ama yok gibi.
Dokunacak kadar yakın, sarılacak kadar uzak gibi.
Her gün hissetmek ama bir ömür söyleyememek gibi.
İçinde büyüyen sessiz bir duaya dönüşmek gibi.
Vazgeçemediğin hâlde beklemeyi öğrenmek gibi.
Kusurum vardı elbet,
Ama sevgimde pazarlık yoktu.
Adını her andığımda
Bir kapı aralandı içimde,
Sanki kalbim secdeye vardı usulca.
Beklemek dedim adına,
Haberim yok zamandan, günden bihaberim hâkim bey,
Saatler değil, içimdeki suskunluk ilerliyor ağır ağır.
Hâlden anlamayana ne anlatayım, dilim yorgun, sözüm yarım,
Kalbim aylardır ritmini değil, kaderini sayıyor sanki.
Bir vakitler ateşti içim, şimdi külüme üşürüm,
Ne çok ister insan bu dünyada,
Bir yudum huzur, bir parça sevda…
Ama ben öyle büyük şeyler dilemedim hiç,
Sadece seni…
Ve bak, Rabbim dualarımı kabul etmiş.
Seni yaratmış,
Sana nefes olayım derken,
Sanki boğazında bir düğüm olmuşum...
Gecelerine yıldız olayım derken,
Karanlığını çoğaltmışım farkında olmadan.
Derman ol diye geldim yüreğine,
Neye yanıyorum, biliyor musun?
Birleştiremedik kalplerimizi…
Oysa aynı göğe baktık,
aynı duaya sustuk bazen.
Birbirimizi kaybetmedik aslında,
Olur ya…
bir gün yine aynı göğün altında
aynı rüzgâr saçlarımızı savurursa
ve zaman, inadına bizi bir anlığına yan yana düşürürse,
ben buna “tesadüf” demem…
çünkü bazı karşılaşmalar,
Sonra dedim ki kendime;
Olsun be… böyleyse böyle olsun.
O’nun canı sağ olsun da,
Yanan benim canım olsun.
Güneş onun ufkuna varsın,
Ben gecemde kaybolayım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!