Kelimelerim suç delili sayılacak belki de,
Her harfim bir ihbar mektubu gibi okunacak.
Kağıtlara dökülen düşlerim mahkeme salonlarında,
Sessiz çığlıklar gibi yankılanacak.
Gecenin karanlığında saklıyorum mısralarımı,
Yaşım kırk…
Hiçbir bahara benzemiyor benim ömrüm.
Ne bir tomurcuk içimde,
Ne de güneşe yüzünü dönen bir dal…
Dünya nasıl bir yer, deseler şimdi,
Haydi kalem, al kâğıdı eline,
Bir daha susma bu gece.
Yaz duvarlar arasına sıkışmış o aşılmaz mesafeyi,
Adını anınca içimde büyüyen yangını yaz.
Ben onu bir şehrin bütün ışıkları sönerken sevdim,
Kimsenin bilmediği duaların arasında,
Söylenmemiş cümlelerin ağırlığında
sessizlik boğazıma düğümlenir.
Bir nefes kadar yakındın,
şimdi koca bir boşluk kadar uzak.
Yoktun…
Ama yokluğun bile yetiyordu içimi yakmaya…
Sana dokunamadım…
Ama en çok sana sarılır gibi sustum gecelerde…
Bir insan…
Yolların yükünü rüzgâra sorma,
rüzgâr geçer gider…
sen bir ömür aynı yerde bekleyene sor.
“Unutursun” derler ya,
sen bir de her gün yeniden hatırlayana sor.
Bazı kadınların hikayesi yorgundur,
Saçları hüzün kokar...
Gözleri vefa,
Yılları cefa...
"Yorul biraz deseler, sana koşarım.
Kendine zaman ayır deseler, seni düşünürüm.
Gözlerini dinlendir deseler, hayalini izlerim.
Öyle bir aşksın ki sen bende.."
Ben, avcundaki bir yaprak gibiyim,
Ey Yar…
Savursan da, sarsan da,
Rüzgarın yine sana getirir beni.
Ben, pusulasız bir gemi gibiyim,
Yük dedim, meğer yük değilmiş üzerimde duran,
Bir sır imiş, kalbe inen, adı aşk olan…
Ağır sanırdım evvel, meğer hafifmiş hakikat,
Taşıdıkça çoğalan, eksildikçe büyüyen bir emanet.
Usta, dedim; bu nasıl yük ki incitmiyor canı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!