Vakit gecenin en hüzünlü saatleri…
Bir damla uyku düşmüyor gözlerime.
“Hay Allah…” diyorum içimden,
“Yine mi sen sardın aklımın bütün yollarını?”
Sağıma dönüyorum, sensin.
Soluma dönüyorum, yine sen.
Vakit varken seni daha çok seveyim,
Ölürsem gönlüm açık gitmesin.
Doya doya kokunu içime çekeyim,
Ölürsem, hasret gitti denmesin
Sen ,sevmek nedir ögretenimsin,
Emeğin geçti kalbime
Nasıl bir şey biliyor musun...
Var ama yok gibi.
Her sabah adınla uyanıp, akşam seni hiç yaşamamış gibi susmak gibi.
Kalbinin en derin yerine birini koyup, bunu dünyadan saklamak gibi.
Bir ömrü, gelmeyeceğini bildiğin bir adımın sesine emanet etmek gibi.
Sevmek değil sadece; sevdayı, insanın içinde sessizce taşıdığı bir kader gibi yaşamak gibi.
Ve ben,
çaresizliğimin ilk adımını seninle attım.
Seninle açıldı günah defterim.
Şimdi sen yoksan,
Bahar uğrar mı bir daha bu gönüle,
sözlerinle ısınır mı
Velhasıl çiçek soldu
vazonun da sırrı çözüldü
Rengi çekildi âlemden
sanki zaman secdeye kapandı
bir suskunluk yayıldı eşyaya
her şey kendi yokluğunu fısıldadı
Seni sevmekle başladı içimde bir yolculuk,
Adını anınca kalbim secdeye varır gibi…
Ne aklımın izni vardı bu sevdaya,
Ne de kalbim geri dönmeyi bildi.
Bir ateş düştü içime, ama yakmadı,
Yanılırım sanma, kaderim sensin,
Her düşüşümde tutunduğum sensin,
Bir yudum huzur diye içtiğim ateş,
Canıma işleyen o derdim sensin…
Başımı koyduğum bütün gecelerde,
Adını fısıldar içim sessizce,
Gün batımının hüznünde solmuş yapraklar gibi,
Ellerim titriyor sensizliğin soğuk gölgesinde.
Bil ki!
Sensiz baharlar, rengi unutmuş çiçekler gibi,
“İnsan en çok
yarım kalan dualarında kaybolurmuş…
Birini unutmaya değil de,
onu içinden söküp atamamaya yorulurmuş yüreği.
Herkesin gecesinde sakladığı
sessiz bir sızı vardır.
Serimde tüten duman sen mi idin,
Bağrımı yakan hicran sen mi idin,
Ömrüme cemre diye düşen yârim,
Son nefeste kalan figân sen mi idin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!