Her acı haykırmaz, kimi susar da dağ gibi büyür insanın içinde.
Gözyaşı dile gelmez bazen, kalp secdeye varır, kimse bilmez.
Herkese koşma ey gönül, yollar uzun, nefes emanet.
Yetişemediklerine sitem ederler, oysa kimse yorgunluğunu sormaz.
Bir hayal ol dillerde, ama kimsenin hikâyesine hapsolma.
Bu gece de sustu şehir,
Sözlerim kırık dökük döküldü dizelerden…
Yalnızlığa demledim bir kahve,
İçine biraz hüzün, biraz da özlem serptim,
Bugün bir başka çekiyorum sigarayı,
İçime içime dolsun ciğerlerimden,
Belki duman olur da yükselir adın,
Kalbimin minaresinden.
Her nefeste biraz daha sen,
Biraz daha yanışım var,
Sigarayı yakıp da dumanında adını aradığım gecelerdeyim,
sor bakalım hâlâ seni seviyor muyum diye…
Cevap vermeye takatim yok,
ama suskunluğumdan anlarsın.
Herkes zaman geçiyor diyor,
şimdi bir lodos lazım bana.
önceliği ben olan beni unutturacak olan.
gece olunca duygularımla yüzleşiyorum gündüz olduğundan oyalamaya çalışıyorum
bir hayatı sığdırıp yaşayacağım sandığım kalp mezarım oluyor.
kimse ne oldu demiyor zamanla geçer diyorlar
yara almamış neşeli o Halimi o kadar çok özlyorum ki biliyorum bir daha asla o ben olmayacağım
Haydi söyle şimdi,
hangi suskunluğun doruğunda durdun
da yüreğim sana varamadı…
Sıra dağlar gibi dizildin içime,
her zirven ayrı bir hasret,
her yamacın ayrı bir yara…
Sitemin kimedir ey gönül yaram?
Bilmez misin bu derdin dermanı yine sensin.
Kalbime düşen her sızı
Aşkın ateşinden bir nişan değil midir?
Ben seni gül sandım,
Dikenine razı olan yine ben değil miyim?
Siz hiç Bektaşi tanıdınız mı?
Bir demde aşkı içmiş,
Bir nefeste bin manayı çözmüş,
Sükûtun dilinde konuşan,
Senin yerin benim sol yanım değil yalnız,
Kalbimin kıblesi, secdeye vardığım en gizli makam.
Adın dudaklarıma değince
Zikir olur, içimde dönen dervişe dönüşür zaman.
Eğer izlersek bu şehrin taşlarında
Unutulmuş sevdaları bizsek,
Bir çocuğun gülüşüne saklı umudu
Yeniden fısıldamalıyız hayata.
Sonra çıkmalıyız seninle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!