Bir gün ben de unutulurum,
Beni unutma...
Bilirsin, unutulmak dokunur her insana.
Unutulmak, kaderin son kurşunu,
Saplanır en can alıcı yerimize o mermi.
Uyandım… gecenin susturduğu bütün sesler sabahın eşiğinde adını fısıldıyordu.
Bir sen vardın içimde, sanki yıllardır kapalı duran eski bir mabedin kandili gibi; sessiz, ama bütün karanlığı yenecek kadar derin.
Gözlerini düşünmedim sadece, onlarda kaybolan yolumu da aradım. Bir bakışının gölgesine sığındı içimde üşüyen bütün mevsimler.
Bana ait ne varsa yük gibi geliyor sana,
Sana ait ne varsa bana hiç uğramıyor.
Benim yüreğim ateşle yanarken,
Seninki buz kesiyor, hiç çözülmüyor.
Ben sevdikçe daralıyorsun,
Vakit gecenin en hüzünlü saatleri…
Bir damla uyku düşmüyor gözlerime.
“Hay Allah…” diyorum içimden,
“Yine mi sen sardın aklımın bütün yollarını?”
Sağıma dönüyorum, sensin.
Soluma dönüyorum, yine sen.
Vakit varken seni daha çok seveyim,
Ölürsem gönlüm açık gitmesin.
Doya doya kokunu içime çekeyim,
Ölürsem, hasret gitti denmesin
Sen ,sevmek nedir ögretenimsin,
Emeğin geçti kalbime
Ve ben,
çaresizliğimin ilk adımını seninle attım.
Seninle açıldı günah defterim.
Şimdi sen yoksan,
Bahar uğrar mı bir daha bu gönüle,
sözlerinle ısınır mı
Velhasıl çiçek soldu
vazonun da sırrı çözüldü
Rengi çekildi âlemden
sanki zaman secdeye kapandı
bir suskunluk yayıldı eşyaya
her şey kendi yokluğunu fısıldadı
Seni sevmekle başladı içimde bir yolculuk,
Adını anınca kalbim secdeye varır gibi…
Ne aklımın izni vardı bu sevdaya,
Ne de kalbim geri dönmeyi bildi.
Bir ateş düştü içime, ama yakmadı,
Yanılırım sanma, kaderim sensin,
Her düşüşümde tutunduğum sensin,
Bir yudum huzur diye içtiğim ateş,
Canıma işleyen o derdim sensin…
Başımı koyduğum bütün gecelerde,
Adını fısıldar içim sessizce,
Gün batımının hüznünde solmuş yapraklar gibi,
Ellerim titriyor sensizliğin soğuk gölgesinde.
Bil ki!
Sensiz baharlar, rengi unutmuş çiçekler gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!