Söylesene Musa, asasını vurduğunda kaç parça oldu deniz,
Bir yol muydu o, yoksa bir sabır duası mı ellerindeki iz?
Söylesene Hüseyin, Kerbelâ’da kum sıcaktı da,
Söyle şimdi hâkim bey,
kaçan uykularımın hükmü kime yazılacak?
Gecenin zifiri koynunda
adımı unutan yıldızlar mı verecek hesabını?
Kafamı yastığa koyduğum her an
Gel, bu şehrin gürültüsünü ardımıza bırakalım.
Adımlarımızı kalbimizin bildiği yola çevirelim.
Bugün gözlerim suretlere değil, hakikatin ufkuna değmek ister.
Bir kıyıya inelim;
rüzgâr esmâ fısıldasın,
Herkes bir yolda yürürken neşeyle,
Ben neden hep gölgelerdeyim böyle?
Yüreğimde bir sızı, dinmeyen bir hüzün,
Sanki zaman bir nehir, ben sürüklenen üzün.
Telli turnam, yanlış anlama beni,
Yüreğimden kopan selamı sana emanet ettim.
Ama bir hüzün çöker içime her uçuşunda,
Ya diyarlara varırken adımı eksiltirsen diye…
Ben sana sevdamı da yükledim aslında,
Tenine değil yalnız, ruhuma değdi sesin… Sanki yıllardır kaybolan bir yanım sende kendi adını buldu.
Bir bakışın kadar yakın oldum sana, ama içimde açtığın derinliğe bir ömür yetmedi.
Şimdi hangi duaya dönsem bir parça sen karışıyorsun içime. Geceler seni anınca ağırlaşıyor, sabırlarım sen diye tükeniyor.
Ve ben… bu dünyada ilk kez bir insanın kalbinde değil, bir insanın ruhunda kendimi evimde hissediyorum.
Rabbinin Rahmeti
Ne İbrahim biliyordu,
Ateşe atıldığında,
Alevlerin ona serinlik olacağını.
Ne de Eyüp biliyordu,
Sen çayı, ben gözlerini yudumladım
Bakışlarında demlendim,
Gözbebeklerinde eridim
Çayın acı mıydı bilmem de?
Gözlerinin acısında yandım ,
Ellerinin vedasında üşüdüm.
Ben belki de bir zaman sonra raflarda tozlanacak
sararmış sayfaların arasında unutulacak
adı bile anılmayan o satırlarımı
kimsenin eğilip almayacağı kelimelerimi
senin için yazıyorum
zaman geçsin diye değil
Tutunmayacaksın birine, var gücünle sarılır gibi.
"Onsuz yapamam." demeyeceksin mesela.
Dersin de, içinden, sessizce.
Ama bil ki yaparsın.
Zaman akar, hayat devam eder.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!