Bugünlerde çok dalgınım,
Unutkanlık başladı, yaşlı ruhumda
Herkesi, her şeyi unutuyorum,
Bir sen cam gibi aklımda,
Evimin yolunu bile hatırlamazken zaman zaman,
"Ne ellerimiz buluşabiliyor ne de gözlerimiz doya doya bakabiliyor birbirine...
Sevmek dediğin bazen dokunmadan, sadece hissederek yaşanıyor,
Biz de öyle seviyoruz işte;
Özlemle, hasretle, yürekten…"
Mecnun’un çölde aradığı vuslat, gönlümdeki sırra perde misin?
Her gece semaya baktığımda yıldızlardan düşen dua mısın?
Senin bakışlarınla titriyor geceler,
Gönlümde açan güllerin suyu musun?
Kimi zaman bir şiir, kimi zaman ilahi bir nefes,
Yüreğime işleyen gizli bir esrâr mısın?
Raylar anladı gelmeyeceğini,
istasyonlar sustu birer birer.
Sirenler kısıldı, gece boynunu büktü,
yollar bile vazgeçti senden.
Ama bu gönül…
hâlâ kapında bir derviş gibi.
Sınandığım en büyük sızım sensin,
Acına hamd, adına şükrettiğim.
Yaralandığım yerden sevdim seni,
Canıma dokunan ama beni çoğaltan.
Eksildikçe derinleşen bir iz gibi,
Yokluğun bile yerli yerinde.
Gece yine ağır indi gönlüme,
Ay sustu, yıldızlar şahit oldu içime.
Sen de bir vakit,
Rüzgârın uğultusunda andın mı adımı?
Ben bu gece ismini,
Kalbimin kıble taşına koydum.
Sen de benim gibi,
Bugün kalbinden geçirdin mi adımı?
Ben bugün başka özledim,
Hasretim nefsime ağır geldi,
Sabrım secdeye vardı.
Yüreğimde tüttün,
Sana bakınca içimde eski bir dua uyanıyor,
adını koyamadığım bir kader gibi…
Sanki yanlış değil de,
gecikmiş bir doğruya denk gelmişim.
Gözlerin, susarak anlatan bir kitap,
her satırında biraz daha kayboluyorum.
Sana söyledim;
adı konmamış şeylerin
en derinisin sen.
Bir dağ düşün,
gölgesi akşamı büyütür;
ben o gölgede üşüyenim.
Ne bileyim işte, tut ellerimi.
Tut ki; yıllardır kaybolmuş yanlarım,
ilk kez bir liman bulsun kendine.
Sarıl bana, öyle sıkı sarıl ki,
yaşadığımı unutmuşken,
yeniden hatırlayayım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!