şimdi bir lodos lazım bana.
önceliği ben olan beni unutturacak olan.
gece olunca duygularımla yüzleşiyorum gündüz olduğundan oyalamaya çalışıyorum
bir hayatı sığdırıp yaşayacağım sandığım kalp mezarım oluyor.
kimse ne oldu demiyor zamanla geçer diyorlar
yara almamış neşeli o Halimi o kadar çok özlyorum ki biliyorum bir daha asla o ben olmayacağım
Siz hiç Bektaşi tanıdınız mı?
Bir demde aşkı içmiş,
Bir nefeste bin manayı çözmüş,
Sükûtun dilinde konuşan,
Senin yerin benim sol yanım değil yalnız,
Kalbimin kıblesi, secdeye vardığım en gizli makam.
Adın dudaklarıma değince
Zikir olur, içimde dönen dervişe dönüşür zaman.
Eğer izlersek bu şehrin taşlarında
Unutulmuş sevdaları bizsek,
Bir çocuğun gülüşüne saklı umudu
Yeniden fısıldamalıyız hayata.
Sonra çıkmalıyız seninle,
Sonra dedim ki kendime;
Olsun be… böyleyse böyle olsun.
O’nun canı sağ olsun da,
Yanan benim canım olsun.
Güneş onun ufkuna varsın,
Ben gecemde kaybolayım.
Seni hayallerime sardım,
Gerçeğe uyanamadım.
Seni gerçeğime kattım,
Hayalsiz kaldım.
Aklıma aldım, sensiz;
Kalbime koydum, yersiz,
Söylesene Musa, asasını vurduğunda kaç parça oldu deniz,
Bir yol muydu o, yoksa bir sabır duası mı ellerindeki iz?
Söylesene Hüseyin, Kerbelâ’da kum sıcaktı da,
Herkes bir yolda yürürken neşeyle,
Ben neden hep gölgelerdeyim böyle?
Yüreğimde bir sızı, dinmeyen bir hüzün,
Sanki zaman bir nehir, ben sürüklenen üzün.
Rabbinin Rahmeti
Ne İbrahim biliyordu,
Ateşe atıldığında,
Alevlerin ona serinlik olacağını.
Ne de Eyüp biliyordu,
Sen çayı, ben gözlerini yudumladım
Bakışlarında demlendim,
Gözbebeklerinde eridim
Çayın acı mıydı bilmem de?
Gözlerinin acısında yandım ,
Ellerinin vedasında üşüdüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!