Belki bir gün, sessiz bir akşamda
İçini yakan bir anıyla
"Eyvah!" dersin, geç kalmış pişmanlıkla
O zaman anlarsın, neydi bende kalan.
"Kaç fırtına devirdi dallarımı, kaç geceye yenik düştü umutlarım…
Ama hiçbirinde sönmedi içimdeki ışık.
Savruldum, kırıldım belki ama hiç vazgeçmedim.
Çünkü ben, kendi baharını doğuran bir tohumum.
Ve her kışın ardından, yeniden yeşeririm!"
Gece… elimde sigara, dumanı göğe doğru bir niyaz,
Yanımda demli çay, içimde kıvam tutmuş biraz.
Önümde beyaz bir yaprak; kader gibi suskun,
Mürekkebim çoktan sana dönmüş, yoluna vurgun.
“Yaz” dedi gönlüm… “öldüm” dedim, ört kefenimi,
Bu ne ateş ki diri tutar yine de bedenimi.
Bir narçiçeği gibi açtım gecenin ortasında,
Ne gündü bana dost, ne sabahlar tanıdı beni.
Karanlıkta büyüyen bir fısıltıydım belki,
Rüzgârla savrulan kırık bir heceydim senin dilinde...
O vakit, sadece dudaklarım suskundu,
Bu gece, içimde yankılanan çığlıklar var…
O zaman sadece bakışlarım yorgundu,
Bu gece, kalbim darmadağın…
Geceye karşı bir vakit…
Adını fısıldamışlığım da var.
Kimse seni o saatlerde benim kadar özleyemez.
Gece yarısına yakın bir vakit…
Sana dua ettiğim de oldu.
O vakit,
Sadece gözlerim yanmıştı,
Bu gece, kalbim kor gibi yanıyor…
O vakit,
İster misin savrulalım rüzgârlara?
Hayalleri sar göklere, gel benimle
Bırak korkularını eski yaralara
Cesaretini al yanına, gel benimle
Büyük bir aşkın zindanındayım, ey yar,
Anahtarını sen saklamışsın, benden habersiz…
Kapılar kilitli, pencereler sensiz,
Ve ben, senin gönlünde mahkûm edilmişim.
Sana yazdığım her cümle,
Sen derin uçurumlarda yankılanan ses gibisin,
Bazen fısıltı bazen gök gürültüsü gibisin.
Bir çözer, bir düğümler, bir söker, bir örersin;
Sen hem bir bilmece hem de cevap gibisin.
Sen uçsuz bucaksız enginlerde mavi gibisin
Gece semada parlayan bir yıldız gibisin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!