Eğer sen isen o içime huzur gibi doğan,
Gülüşünde hayatı, sesinde evi bulduğum…
Eğer sen isen kalbimi susturup gözlerimle konuştuğum,
O zaman sensin tüm dualarımın cevabı.
Yıldızlarca uzak, mucizelerce imkânsızken
sen geldin,
Bir tek bende ağırdı susmak
kelimeler bile yük olurdu omuzlarıma
herkes konuşur kendince
ben içimde büyütürdüm cümleleri
Gönlüm dardı evet
ama kimsenin kapısını çalmadım
Bir yudum duman aldım, geceye karıştım,
Adını anmadım ama içimden geçtin.
Hasretin sıcaklığı dokundu göğsüme,
Sis gibi indi gönlüme,
Ne saklanabildim ne kurtuldum senden.
Aşk bizde büyük laflar etmez,
Şimdi solmuş satırlarda ismimi ara!
Kurumuş mürekkebin son damlasındaki
silik kelimelerde,
Tersinden okuduğun cümleler gibi,
anlamsız,
İsmin en kırılgan halleriyle yazıyorum artık,
Bu son gece hâkim bey,
yarın darağacında soracaklar
“Son bir isteğin var mı?”
Diyeceğim ki
Bir kâğıt, bir kalem
Bu yol nereye çıkar?
Sonunda sensizlik var,
Çıkmazların dehlizlerinde kaybolurum
Sen yoksun, ben de yok olurum.
Varlığım görüntüden ibaret,
Ruhumu gözlerinde teslim ettim,
Bir kadeh koydum adını anmadan,
İçtikçe çoğaldın, eksilmedin.
Bektaşi hesabı bu sevda dedim,
Ne başı belliydi ne sonu senin.
“Can birdir” dedik, canı böldün,
Lokmayı paylaştın, gönlü esirgedin.
Seni görmediğim her sokak çıkmazmış,
Adımlarım kaderin sessiz duvarına çarparmış.
Ne yana dönsem bir gölge, bir suskunluk,
Meğer sensiz her yol, kendine kapanan bir yoklukmuş.
Rüzgâr adını fısıldar gecenin koynunda,
Yıldızlar bile eksik parlar sensiz ufkumda.
Senin serçe yüreğin ürkmesin diye
kelimelerimi incelttim, sesimi kıstım,
sevgimi avuçlarımda sakladım.
“Seni seviyorum” derken bile
içimde fırtınalar kopuyordu oysa,
ben sana rüzgârı değil,
Dalgın olsam geçerdi belki,
ama ben dağılmışım…
Bir düşüncenin kıyısında
parça parça kalmışım.
Toplasam kendimi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!