Asil olmalı gönül,
Asilce akmalı yarin yüreğine…
Sessizce büyümeli sevdalar,
Ve incitmeden dokunmalı sevdiceğin düşlerine…
Yunus oldum, kelamlarımı döktüm gönül ırmağına,
Her harf bir zikirdi, her söz sana çıkan bir yol.
Sustum sandılar, oysa içimde en derin nida:
“Sen…” diye çağıran bir ateş, sönmeyen bir hâl.
Yusuf oldum, Kenan ellerinde savruldum,
Öyle kederliyim ki!
Sen de yoksun,
Anlatamadığım şeyler ağlatıyor beni
Ben, sevdiğim halde vaz geçtim
Çaresizlik nedir bilir misin?
Ben çok iyi bilirim. bu ne
Aşk kimdi Allah’ım
Bir sokak lambasında sabahlayan gölgem mi
Gül yaprağında titreyen tek damla mı
Göğe yüz süren kızıl bulut mu
Karıncanın yuvasına düşen sessiz kıyamet mi
Bir çift nasırlı elde dua olan ekmek mi
Gözlerinle başlar her sabahın aydınlığı
Sensiz geçen anlarda eksik kalır varlığı
Kalbimde yankı olur her sevda fısıltısı
Bir ömre bedel oldun, seninle doldu içim
Aşk, varmak değildir...
Ben seni, yokluğunun
gölgesini bile severek yürüdüm.
Her dokunuş hayal, her sessizlik
derin bir sır gibi,
cevap aramadan içime işledi.
Biz seninle en uzak ihtimallerin içinde
en yakın hissettik birbirimizi.
Adı konmamış bir kaderin
sessizce yazdığı iki cümleydik sanki.
Kimsenin çözemediği bir sır gibi
Bakalım,
Beni yaktığın bu ateş,
Seni sağ bırakacak mı?
Sanma ki sen yanarken,
Ayakkabı bağcığı gibi sana kördüğüm olmuş yüreğim,
Her çözülüşte dağılmaz, aksine sana doğru yürür içim,
Bir sır gibi saklarım seni, nefesimde, sessizliğimde.
Çözdükçe çoğalan bir bağ bu, adı konulmaz bir hâl,
Ne uzaklık sökebilir seni, ne zaman eskitebilir,
Bahçeme bir hüzün çöktü bu gece,
Ay bile eski yerinden uzak sanki.
Güller suskun, zambaklar mahzun,
Rüzgâr adını fısıldıyor karanlığa gizlice.
Bir zaman seninle yeşeren mevsimler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!