Ölüm Çukuru / Maden Emekçiler
Derinlere inen yollar
Yeraltının karanlığında kaybolan umutlar
Sesler yankılar içinde kaybolur
Toprağın derinliklerinden gelen fısıldamalar
Köleliktir yorgunluktur
Bir bahar düşünde soldu gül rengi
Yüreğinde korla yanıyor cengi
Düşmüş bir kemende hüzünler dengi
Ölümcül bir derde düşmüş sevdiğim
Mevsimler çekilmiş susuyor bülbül
Vuruldu sevdamız hazanla döndü
Bir sonbahar geldi umudu söndü
Kalbimde ateşler kor olup yandı
Kurşuna dizildi canımdaki sen
Her sevda bir yara kapanmaz neden
Dalga dalga eser asi bir rüzgâr
Zincirler çözülür sesini yakar
Bir gece düşünde yeşerir bahar
Deniz Gezmiş derler onun adına
Yüreği dağlardan yüce bir kaya
Hiç ölmeyecek gibi sen yaşarsın
Aşına suyuna haram katarsın
Üç kuruş için sen dostu satarsın
Mazluma garibe edersin zulüm / Ölüm var ölüm
Gün gelir devranı döner de Hakk’ın
Pervasızım,
çünkü rüzgârın yönünü sormadım kimseye.
Bir kapıdan çıktım, ardıma bakmadan,
eşiklerde bırakılmış korkuları çiğneyerek.
Adımlarımın altında cam kırıkları var,
Aklı kir içinde vicdanı küflü
Hakkı yer utanmaz yüzü püsküllü
Doğruya düşman yalana gönüllü
Yalanı bal eyleyip yer Pezevenk
Mazluma kör sağır zalime yandaş
Her ailenin...
içine söylemeden gömdüğü bir hikâyesi vardır
bir susuş, bir kırık cümle
bir göz kaçırma anı sofralarda
Ve çoğu zaman
Kör olsaydım keşke,
kalbimin böyle yanacağını bilseydim
ışığa değil, karanlığa yürürdüm.
Görmek bazen bir lütuf değildir;
insanı en çok gördükleri yaralar
göremediklerinden değil.
Poyraz koymuştum adını biliyorsun bitanem
Her özledim seni dediğinde aşığım sana dediğinde
Bir cevap vermemi bekliyordun sıkılmaksızın
Ben de sana asi rüzgarım diyordum usanmadan
Şiddetli olduğun kadar sakindin de bitanem
Serinlettiğin kadar yakıyordun da sevdiğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!