Kırık sazım dertli dertli çalıyor
Ayrılık bağrımı ince deliyor
Mızrap dokundukça teller ağlıyor
Tövbe olsun daha aramam seni
Divanlar karıştı gamın yükünden
Her sabah erkenden düşer yolumuz
Bir başka sararmış bizim solumuz
Görmez mi kim bilir acı dolumuz
Sözler yalan oldu aramız bozuk
Düşer mi bir haber sıcak bakıştan
Dayanma arkadaş çürük sevdaya
Üstüne yıkılır kalırsın bir gün
Sevdadan yana gülmedi yüzün
Sonunda bırakıp gider arkadaş
Ümütler besleyip güvenme sakın
Gece yarısı…
Şirin uykudan uyandım,
rüyamda bile borçluydum hayata.
Bir ses düştü telefonun soğuk ekranından:
“Asgari ücret zamlandı” dedi.
Zamlandı da,
Aşığım dedim,
söz sandı belki,
rüzgârın ağzımdan düşürdüğü
basit bir hece gibi baktı.
Aşığım dedim gözlerin yerdeydi
Tek bir gülüşüne
Şu dünyayı yakacak kadar
Aşığım sana...
Bir adımın düşse önüme,
Yolları göze alacak kadar
Aşık baki derler benim adına
Her bir sözüm senet imza boşuna
Güveniyorsan dost kendi sazına
Hadi durma buyur er meydanına
Er meydanına
Bağrında yıldızlar ışıldar her an
Hilalin gölgesi düşer şalına
Fistanın rüzgâra savrulur yaman
Ömrüme yazıldın Amed güzeli
Zılgıtlar yükselir dağlar uyansa
Dağları aş yık şu gurbet bendini
Ahu gözlüm gel de gör şu halimi
Mecnun elyedi kara sevdan beni
Ahu gözlüm gel de gör şu halimi
Hasretinle geçti baharım yazım
Yâr…
Seni düşünmekten…
Aklımı yitirdim yâr, yâr.
virgüller yetmedi artık,
kelimeler boğazımda düğüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!