Geceye sığamayan bir sızı olur adın,
Göğsümde yarım kalmış bir nefes gibi titrer.
Her sabahın serinliğinde
Senin dokunmadığın bir rüzgâr bile eksik gelir bana.
Bir gülün soluşu kadar sessiz,
Bir yangının köz tutuşu kadar içli
Bulut’ların gözyaşları
henüz bitmedi,
çünkü bazı ağlayışlar yarım kalmaz,
sadece derinleşir.
Gökyüzü bugün biraz daha ağır,
Bu Saatten Sonra
Aşkı dilenerek bekledim seni
Gönlümde serinlik sandım her teni
Kurşun değil aşkın öldürür beni
Bu saatten sonra yâr dönsen ne olur
Dert kervanı geçti gönül ilinden,
Sevinçlerim kaçtı ömrün yolundan,
Bir haber gelmedi dostun elinden,
Hasret yüreğimi deldi bu sene.
Siyah örtü düşmüş gül cemaline
Soğuk rüzgâr eser nazlı haline
Gözlerim doluyor mezar taşına
Kader seni aldı elimden Büşra’m
Soldu bahçelerde açan çiçeğim
Siyah örtü düşmüş gül cemaline
Soğuk rüzgâr eser nazlı haline
O son sözlerin dokundu kalbime
Kader seni aldı elimden Büşra’m
Soldu bahçelerde açan çiçeğim
Şekil şükür olmuş modası şimdi
Ne bayram bilinir ne gönül dindi
Batının külüyle süslenmiş kendi
Akılsız kalana şaşkın denilir
Yüzüne maske tak şeytanla gülme
Sürdük gönül atın aşkın yoluna
Düştük bir dem cânânın gülşenine
Erenler nefesi değdi hâlıma
Rahmet yağmurları indirdi bizi
Mey sundu sâkî bezm-i muhabbette
Kızıl kan içinde geçti gençliğim
Mutluluk kapımı çalmadan gitti
Çile deryasında geçti gençliğim
Mutluluk kapımı çalmadan gitti
Çocukluk elimden erken alındı
Cihan süslenmiş geçici bir düşle
Gönül oyalanmaz altınla taşla
Ne kemâl derdi var ne ün hevesi
Muradın neyse olsun cancağızım
Gül devri geçerse diken kalır mı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!