Gel hele Murat üstad…
Gel de bir çay koyalım söze,
iki lafın belini kıralım,
kırılırken incitmesin kimseyi,
biz zaten yeterince kırıldık.
Ey insanoğlu bak dünya fanidir
Kimi zalim olur kimi ganidir
Gel olma sen zalim ölüm anidir
Azrail yakında gelir kendisi
Kimi altın ister kimi şöhreti
Elimle toprağa verdim yari mi
Allahı seven yara mı deşmesin
Yar acısı yaktı kül etti beni
Allahı seven üstüme gelmesin
Dilimde kül olup döndü hayalim
Servi-i gülşende açıldı bahâr
Bülbül figan eyler nâr-ı hicrânla
Şem-i mecliste yanar sîne-i yâr
Rüzgâr gibi geldi geçti gençliğim
Aşkın defterinde yazıldı cihân
Sevmek
yan yana olmak değildir,
aynı sofraya oturmak,
aynı fotoğrafa sığmak hiç değildir.
Sevmek,
Dilê min bi te re bihar e nû
Çavên te ronahî dide nav şevê
Navê te di dilê min de maye
Tu bûyî şev roj xewnê min Gevra min
Ev evîn di nav canê min şîn e
Sakarya gülzârı bağ ile bahçe,
Mazisi nakışlı taşında hece,
Rûhumda şevk olur bülbüller nice,
Cennet misâlidir şânlı Geyve.
Gurbet elde sılam burnumdan tüter
Yol ver bana geçip gideyim dağlar
Anamın kokusu burnumdan tüter
Yol ver bana geçip gideyim dağlar
Anacığım çekti hep binbir cefa
Ölümüne sevdiğim o güzel insan
Yıldız gibi avcumdan kayıp gidiyor
Kalbimin sahibi melek gibi insan
Yıldız gibi avucumdan kayıp gidiyor
İsyankar değilim ben ey rabbim haşa
Hüzünle gam yüklü gönlüm bu ara
Sesimi kattım da döndüm rüzgâra
Dermanım kalmadı dostlar efkâra
Ne varsa geride her şey boş şimdi
Gidiyorum dönmem yollar taş şimdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!