Gözleri bir deniz
Boğulsam zerre pişmanlık duymayacağım
Çaylar benden olsun
Gülüşünü sen kat yanına
Şeker diye...
Kelimelerin tüketilmişliğinden midir?
Tarif edilemez oluşun
Hiçbir şiire sığmıyorsun
Sensiz zamanlar sönük, kırık dökük bir hikâye antik zamanlardan kalma... Yüzünün yansıdığı sabahlar güneş, sonrası ayaz yemiş mevsim kuşları telâşesidir...
Yaşadım. Onca yaşanmışlığın bir çırpıda tutuşturulup küle dönüşünü, esip giden rüzgârlara direnmeden savruluşlarını gördüm. Beklenen yağmurların kirpiklere asılı kalışına şahittim. Bir yaraya merhem olmayan ellerin, iştahla başka avuçlara kayboluşlarını izledim. En çok kendimden gittim gördüklerim karşısında.
Gözlerin bir ayna
Bana bakıyorsun
Kendimi sende gördükçe
Yüreğime akıyorsun
Sen aşkın yorgun hâli
Yaşanmamış say gitsin
Senden kopup giden ne varsa
Dön yüzünü yeni güne
Güneş doğacaktır yüzüne...
Gözlerin diyorum
Tam görmelik
Işıl ışıl yanarken
Geceye fener gibi
Aşk, o dinmeyen eski sızı
Unutulmaya yüz tutmuşlukta
Bir şarkıyla kendini hatırlatan
Bir şiirin içinden gözlerini kırpan
Gözlerini görüyorum gecenin bir yarısı
Şehrin çok sesliliğine dalıyor gözlerim
Ki ardına gizlenmiş özlemlerle
Karışıyor sesim boğazın hırçın dalgalarına
Ey şehrim İstanbul
Senin içinde yaşamak mı güzel
Yoksa kitaplardan görüp okumak mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!