Hani özledim diyorsun ya…
Yedi harfin içinden yüreğime akıyorsun. Gözlerin aklıma düşüyor, sen bana bakıyorsun. Ellerini tutuyorum dağ yamaçlarına uzanıp patikalardan yürüyüp gidiyoruz. Güneşi tutuyoruz. Gece düşüyor gözlerimize, yıldızları kaydırıyoruz. Ay ışığına şarkılar söyleyip ilerliyoruz. Özledim diyorsun ya, özledim diyorum karşılığına özledim… Seviliyorsun dediğimde seviliyorsun cevabını aldığımla… Bir günü bitirip yeni bir güne uyanıncaya değin özlemimizle…
Susuyorsun onlarda susmuşlardı.
Oysa çirkefe bulanmış satır aralarına çöreklenirken gözlerin
Nasıl sıyrılabilirdim şimdinin şefkatli bakışlarından…
Hoyratça harcadığımız vakitlere
……….asılı kaldı kimliklerimiz
Faili meçhul aşk’a kanatlanıyor
…..…….iklimsiz fırtına kuşları
Sana gelecekteki sevgili desem, geleceğin/i gelip gelmeyeceğini bilmeden…
Seslensem sana varmışsın gibi yokluğunda. Sen gelmemiş olsan bile seslensem, dokunsam sana yazarak… Sen içimde iki can, birincisi yanımdayken ikincisi benden giden… Ben sana üçüncü bir can açsam, sen içine dolsan… Olmaz ya oldu diyebilsen, hatta daha ileri gidip gelebilsen ve görebilsen sensizliğinde nasıl yaşanabildiğini… Daha da ileri gitsen, dokunsan canına orda kalsan… Sonra sabah olsa rüyadan uyansan ve bunları bana anlatsan…
Sana gelecekteki sevgili dedim, geleceğin/i gelip gelmeyeceğini bilmeden…
En çok neyi istediysem, en azı o oldu. Hiç dolmadı içi çokluğuyla, hep en azıyla yetinmek bana düştü. Az yaşayıp, çok sevmek… Çok isteyip, az sevilmek… Bir boşluktu içi dolmayan, dolsa bile içine sığmayan. Eksikti parçaları, nerede kimde kaldığı belli olmayan. Ne çok susmuşluklarım karşısında konuşmak istediklerimin yanında. Hep bir yerlerde, hep ta içerilerde dışarıya çıkmayı bekleyen…
Kendi içimde olan kavgalarım dururken, nasıl bir bekleyiştir bu kavuşmak için. Akla mantığa sığmayan yanlarımdan dokunuyorsun. Sanki tüm dünya sen, o dünyanın içine girmeye çalışan bir ben… Sahi adresi var mı yüreğinin, versen diyorum gelmem için… Gelip oralarda kalmam için… Kimsesiz oluşumuz çekiyor bizi yanına, biz olmasak bile bir oluyoruz yaşadıklarımızla… Bizi biz kılan bir oluşumuzdur, farklılığımızın içine kattıklarımızla…
Susmak gerekiyorsa susalım. Ne kadar susulacaksa o kadar. Sonucu kopuşlara uzanan yollara çıkmış olsa bile susalım. Gerçeğe dönmeyecek düşlerimiz için, hep yarım kalışlarımız için susalım. Ya konuşmamış gerekirse, bunca susmuşluğun yanında birde üzerine susamışlığımız karşısında. Nerelere kök salıp uzanmalı, yarınları nasıl rengârenk boyamalı. Olmaz ya olurda bir gün seni çok sevdiğimi söylersem sadece sus o zaman, bir cevap beklediğim için söylememişimdir. Gözlerime bak ve sadece sus. Ben cevabını duyarım. Kelimelerin bol keseden kullanıldığı bu düzende, sessizce duymak iç sesini en gerçekçi olanıdır. Gözlerinde saklıdır yüreğinin resmi, ben görürüm... Söyle sevgili şimdi söyle ne yapmalı… Susalım dersen susmalı, konuşalım dersen konuşmalı…
Sen istemedin böyle olmasını, bende… İstem dışı yürüyüp gitti sular ayaklarımızın altından içinde bizi sürükleyerek… Kavuşmalara kucak açıp işlendi zaman… Aynı dilden konuşup, farklı tercümelere girişlerimizdi bizi özel kılan… Sen soğuk iklimlerin kardeleni, mevsimler değiştikçe renklenen elvan çiçeği… Sensizliğin nöbetlerini tutuyorum. Hayat umurumda değil ben sensizliği yaşıyorum. Seni seninle olup sensizliğinle yaşamanın girdaplarına sürüklenirken, küçücük bir ışığa göz kırpıyorum. Işığım gözlerindir sevgili… Hayatın sunağına işlenişimiz çiziyor yönünü, farklı bir rüzgâr esiyor çokça hissedilip bizi savuruşuyla… Ne adı belli ne sanı yaşanılası yanlarıyla…
Hiçbir şey eskisi gibi değil. Ne ben eski benim, ne geçip giden zamanlar… Yorgunluğum düşüyor gözlerimden, değer verdiklerimin değerinin düştüklerini gördükçe kendimi daha bir tanımaz hallere düşüyorum. Tek yanılgım herkesi kendim gibi görmem olmuştu. Bunca tanınmazlığım içinde tanıdığım tek güzelliktin… Değişmeyen yanlarınla gelişlerin, senden bahsedişlerime kucak açıyordu. Ben eski ben değildim. Yeni bir benin içine sürüklenip giderken… Ekside kalmış olsa bile çok şey, yeni günleri üzerime giydirişlerinle eskiyi soyunup üzerimden senliği giyiniyorum… Hayat seninle güzelse, ben bu hayatı seviyorum… Eskinin eskide kalışlarıyla, yeni günlere kucak açışlarımla…
Bazen sana olan özlemin sınırlarının sonuna dayanıyorum. İçim içime sığmaz taşarken, hiç beklemediğim bir anda çıkıp geliyorsun. Sadece bir kelimeye özlemini katık ediyorum. Sana ne kızabiliyorum ne de kızmış olsam bile bunu söyleyebiliyorum seni sen olarak kabul etmişliğimle. Ne eksik ne fazla göründüğün gibi... Sessizce akıp gidiyor zaman, sessizce seviyorum seni. Ne zaman sesli düşünüp sesli sevsem, sesim kesildi. Senin hislerin benim düşlerim sessizce karışıyor birbirine, sessizce bir oluyoruz. Biz en çok sessizliği seviyoruz bizi biz yapan yanlarımızı içine katışlarıyla... Seviliyorsun sessizce, seviyorsun sessizce...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!