Sen bilemezsin bir gülüşüne eriyip gidildiğini, bilmemelisin. Bazı şeyler bilmeden yaşanırsa güzeldir. Ben seni severken öğrendim dokunmadan da sevilebilir olduğunu, uzaklarda oluşun yakınlarıma çekti senliği, senli olmak yaşanılası sende kalmanın doyulmazlığıyla...
Seni seninle yaşamaksa hayat sensizliğin dibindeyim. Sesim çıkmaz, sesim sensiz tarifsizim. Şizofrenik dürtüyle dokunuyorum sana, aklıma saplı bir oksun ama yanımda yoksun. Elinde fırçası olmayan ressam edasıyla çizmeye çalışıyorum seni. Aklımdasın tuvale düşmeyen s/aklımdansın. Öyle içimdeyken seni izlemek ve seni tuvallere resmedememenin sığlığına düşmek ne acı. Böyle sen doluyken, böyle boş kalmış olmanın hesabını kimlere sormalı. Seni nerelerde bulup, yüreğine bir şiir bırakmalı.
Senin düş yağmurlarına ıslanıyorum. Öyle ulaşılmaz oluşun çekiyordu yanına… Bir ses etsem sesim duyulacak, herkes duyacak korkusuyla yaşamak ne zordu. Sen uzak şehirlerin yalnızlığı, sesin sesime değsin diyorum. Özlediğim kokun sinsin benliğime, ellerin dokunsun diyorum günlerime… Seni böyle yaşamak, hem seninle hem sensiz her an gidecekmişsin gibi ne zordur bilemezsin. Bilmiş oldukların, benden sana ulaşanlardır. Buzdağı kimsesizliğimle senin düş yağmurlarına ıslanıyorum. Sensizliğin hesabını yapmadan, senliği içine katmadan… Seninle ve sensiz bir olup yaşayaraktan…
Herhangi bir gece oluyor içinde sen yoksan eğer akşamlarımın. Sıradan bir masa, bir kaç duble rakı, bir kaç zeytin, katık ettiğim sigara hepsi herhangi bir önemi olmayan diziliş... İçinde sen olan, içinde sen geçen, içimden senin geçtiğin akşamların tadını aratıyor yokluğun... Herhangi bir akşam işte, sesinin sesime karışmasını bekleyişle değişmeye yönünü dönebilecek oluşuna teslimiyetiyle...
Sana her gün yeni bir şiir yazmazsam eksileceğin düşüncesiyle sarılıyorum yüreğine, kalemimden dökülüp gidiyorum senliğin içine... Boşluğunun doldurulamaz oluşunu haykırıp sana sokuldukça, şiir gergefine seni dokuyorum.
İçimde bir ateş, ateşin içinde sen…
Tutsam yanacağım. Bıraksam boğulacağım…
Oralardan bakınca nasıl görünüyor bilmem ama buralardan bakınca sadece sen görünüyor. Seni düşünüp, sensiz olmanın yoksunluğuyla...
Şaşkın kalıyorum aşkın karşısında
Başka oluyorum aşka dokundukça
Seni bensizlikle beni sensizlikle
Taşkın yaşıyorum aşka bulaştıkça
Bugün biraz fazla sen doluyum. Hangi kelimeye dokunsam sen düşüyorsun. İçim içime sığmazken, sen nasıl içine sığabiliyorsun. Benin içinde bir sen, senin içine düşen bir ben... Oysa biz birbirine birbirini sevdiğini bile söyleyemeyen iki yalnız yüreğiz. Neresinden tutsak elimize düşen bizliğin içinde; bir olup yaşattıklarımızla...
Sen oralarda uyursun
Ben nöbetini tutarım uykunun
Gözlerini ilk açtığında görebilmen için
Yazdıklarım hep sana çarptı bana geri döndü. Daha nasıl açık olmalıyım… Kelime haznesinin sığlığına gömülüp gidiyorum senlikle birlikte… Başka bir dil öğrenip oradan mı seslenmeliyim sensizliğin ne demek olduğunu ve seninle yaşanılanların tarifsizliğini…
Ne çok yalnızız kendi içimizde
Onca kalabalıklar içerisinde
Kendi sesimize kendimiz yabancı kalmışken
Sen bilemezsin, bilmeyeceksin nefesim olduğunu, bilirsen nefesim kesilir sensizliğe düşerim. Aşk değil mi yaşanıldığı kadarıyla yaşanılan, aşk değil mi onu onsuz bile yaşayabilmek, yaşıyorum ama her aşk kendini öldürür, adı aşk olmasın huzurun yaşandığı zaman dilimleri içinde; aşk acıtır, acıtmasın bizlik yaşanıldığı sürece...
Sana çok uzaklardan sesleniyorum
Hava karanlık
Yüreğime düşen aydınlık
Sensiz içimde bir yalnızlık
Karalığın içinde sen
Gökyüzüne başımı kaldırıp baktığımda, seninde bakmış olduğunu düşünüp, ışıldayan yıldızlardan birisini seçip sensin diyebiliyorsam. Şimdi yatağına yatmıştır deyip yastığına sinen kokunu duyumsayıp, gözlerini kapayıp uykulara daldığında rüyalarına girebiliyorsam. Seni düşünüp, seninde düşündüğünü hissedip, hayallerini kurabiliyorsam. Yalnız değilim.
Sensizim...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!