güneşsiz bir günün
huysuzluğu mu beni yoracak
varsın güneş olmazsa da olmasın
yağmurlu bir havada ıslanmak da yeter
günebakan mıyım ben
uykusuz
bir dağ öksürüğü hırçınlığında gecenin moru
oturmuş bir yıldızın eteğinde düşünürken
rastladım ona
toprağın esnemesi rüzgârların fısıldamasıyla
savruldu gün iki dağın yamacının ortasından
güneş gülümseyince ayçiçek tarlalarına
orada doğanın taç yaprağından
havalanır mutluluk
ve huzur
bozguncu bir havada
kırk haramiyle güzler geçiyor içimden
saçlarını tarayan bir hüznün teras katından
ay dolanıyor yüzüme
bir sardunya pembesi
günün aydınlığı
geceden çekilmiş yıldızların
hülyalı dokunuşları sarı sarı çayırlarda
kuşların cıvıltılı konserinden kısa kısa
kesitleri kaçırma dinle
anlatırdı zaman
gecenin zifirini gözlerine
ne yöne dönse orası rüzgâr salıncağı boş hayaller uğrağı
kabuslar içinde bir gün sessiz bir patlamayla
kesileceğini sesinin
soluğunun
içi sökülür kurak mevsimlerin
pul pul dökülür karanlığın yüzü dağa taşa
içi dışı ters yüz olmuş insanlığın
son duraksa
kıyamet
tozlu yolları
ayağımı sürüyerek getirdim
güneşin izi kaldı matlaşmış yüzümde
saçlarımın salaş dağınıklığında
yılgın poyrazların
yağmurun
bodur ağaçları severim
tıknaz gövdelerinin hırçın morfolojilerini de
kumrular kadar güzel değil karşı yolun esnemesi
gölgelerin ömrü güneş batana kadar
kapalı bir fanusun içinde nefessizim
batık bir teknenin ayak ucunda can çekişiyor serçeler
dört yanım yangın tutuştu kolum kanadım
gayrı uçamam girdap uçurumlarına
teslim yüreğim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!