bu sihirli bir kutu
dudu kuşu
ne kadar eski olduğunu bilemezsin
şimdi burada itilmiş kakılmış olarak
durduğuna aldanma
pervasızca
geziyorum kayıp zamanların içinde
gizlenmiş ne varsa buluyorum
saklanmış ne varsa
çıkarıyorum
her şeyler yerli yerinde
uyudum uyandım rüyanın eteğini çırptım
yere düştü yıldızlar güneşin boynunda iki başlı cevahir
ay çekilmiş kendi kabuğuna sincaplar fındık tarlasında
dün buradaydı annem saç moleküllerime türkü yakıyordu
bugünse dımdızlak bir bal kabağının ellerinde kurşun kalem
kırk yamalı bohça ağaçların dili
tuğrul kuşlarının kanatlarında kızıl ışık
meneviş yüklü baharın dudağında kelebek burgusu
kışın karın buzun ayaklarını söküp attı bahar
kuşların mutlu senfonisini
duyuyor musun yâr
sisler ormanında hava puslu
yer yer sağanak hava güneş sinmiş gök kapısına
uykulu bakışlarımdan süzülüyor ıslak ıslak serçeler
elimde kahvem dilimde eski bir şarkının nakaratı
yürüyorum yollar çıkmaz yollar kısa yollar uzun
nereye varmak istiyor bu şaşkın ayaklarım
görklü gecenin kucağında gümüşi yıldızlar
içinde düğüm düğüm düğümlenen gizem
çöz çözebilirsen hadi aklı evvel usum
tutkuya çiçeklenen ömrün
kaç baharı kaldı
ağaçlarda toplanmış serçeler
uyanamadığım kadar gri gök
toprağın parmak arasında
fırtınanın izleri
ağaçlarda toplanmış serçeler
uyanamadığım kadar gri gök
toprağın parmak arasında
fırtınanın izleri
duvarların kirli yüzleri var yüzlerinde gizli ah’ları
düşüncelerinse gizli kaygıları ve hezeyanları
ömür dediğin kıymetsiz bir zaman uçar gider
söz dediğin yazıysa kıymetlidir yoksa silinir
benim de hikayelerim var
aslı yok olan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!