yağmurları kim öteledi
kurudu yeşeren gözlerimin yasemen toprağı
dışarıda bir yerlerde ölen nazlı kuşlar
yürüdüğüm yolların dili tutuk mistik rüzgârları
zamanın içinden geçen ruh göçeri
gömleğim var
gözlerim kör mühürlü
oyunu eğlenceyi bırak kalbim
acının ciğer yakan hüznü alevlendiren elleri var
ve ruhumun incindiği vakitler duraklar
Tanrım unuturum istersen tüm bu yıkımları
yeter ki geri ver yaşadığım baharları mutlu anları
ruhum mahzun kalbim izbe
sevdiğim el dostlarım yılan
bırak bu hüsranla tozlaşayım Tanrım
rüzgârların kem üfürüğünde
dağların tunçtan taştan
bağrında
sessizliğin yılgınlığın
dokunmatik çığlığı var modu düşük omuzlarda
toplu isyan geçişi var kaldırımların sokaklardan
ölümü vahşeti hatırlatan barut kokusu
tarihin karanlık sayfalarında
-dünya ne zaman güzeldi ulu Tanrım
insan neden bu kadar hızlı geçmek zorunda kötürüm yolları
boğum boğum parmaklarımızın kan kırmızı kuşağı
uyuyan gecelerin soğuk nemli izleri tırnaklarımızda
güneşin kavuran alazıysa yakıp yıkmakta günleri
ve neden insan hızlı tükenmek zorunda
takvim yapraklarından
ne tam ölüyüz ne de tam diri
sadece bir kaç kelamlık ıslak dokunuşlarda
gizli adımız şanımız
bu kadar zor muydu Tanrım!
kağıdın ve kalemin anlattığı aslı yok hikayelerde var olmak
beceriksiz bir şairin kalem darbelerinden dökülen
karalamalardan daha kısa ömürler
ne çok hayal kırıklığı
ah! ne çok kasvet
ölüm kadar soğuk sevinçlerimiz
ölüm kadar sessiz terkedilmişliklerimiz
atom parçacıkları yıldız kalabalığı kadar çoğul saniyelerin içinden
sızım sızım dona dona dökülüyoruz
boyut kapılarından
sürünen yıvışık ayaklarımızdaysa rutubetli
buzdan çarıklar
702202614:51
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 5.03.2026 17:54:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!