Dağların gölgesinde büyüdü o kız,
Adını rüzgâr bile fısıldarken çekinirdi biraz.
Toprak kokusu sinmişti saçlarına,
Çocukluğu, avuçlarında saklı bir masal gibi yarım…
Henüz oyuncaklarıyla vedalaşmamıştı,
Dizleri yaralıydı hâlâ düşmekten,
Bir kadın, ne ister biliyor musun?
Ne altın, ne taht, ne büyük bir unvan…
Yüreğine dokunan sıcak bir söz,
Bir omuz, bir sarılış, bir
Bir kadın şefkat ister,
Bugüne kadar çok şey yaşadım,
Ama en güzelini seninle tattım.
Kalbim ilk defa bu kadar emin,
Seninle geçen her an: bir ömre bedel, bir yemin…
Gözlerine baktığımda bir yuva görüyorum,
Yollar tükenir, adımlar ağır,
Yüreğimde dert, gözümde yağmur,
Gözlerim yorgun, bakışlar sağır,
Anlatsam da duyan yok, kader mağdur.
Bir ömür geçti taşlı patikada,
Bir yeminim var sana,
Dudağımda adın, kalbimde sevdanla...
Dünya yansa, vazgeçmem senden,
Bir tek sana yanar, sana döner bu beden.
Bir de sözüm var,
Bir veda busesi kondurdum sana,
Son defa, son nefes gibi, yana yana.
Titreyen dudaklarımda kaldı adın,
Bir gülüş gibi soldu, yüreğimde Adam
Kaderin kurduğu bu yol ayrımı,
Sana “gitme” demem,
Çünkü kalan ben değilim artık.
Baksana, gülüşlerim bile yorgun,
Kalbim suskun, gözlerim ıslak…
Sevmedim mi?
Bu hayatta
yanındakiyle yaşlanırsın…
Aynı masada eskirsin,
aynı evde susmayı öğrenirsin.
Çay soğur, sesler azalır,
gözler birbirine alışır.
Bu sözler...
Kalbinde hâlâ o eski sevdanın izini taşıyan herkese gelsin.
Bu satırlar...
Bir zamanlar “sonsuza kadar” diyen, ama yarım kalan hikâyelere...
Biz, bir elmanın yarısıydık,
Eksik ama tamamlayıcı,
Aynı kabuğun altında nefes alan,
Aynı dalın rüzgârında sallanan.
Sen bendin, ben sendim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!