Ben savaşmaktan yoruldum, anne,
Her gün ayrı bir cephe, her sabah bir yara.
Bir yanım çocuk kalmak isterken dizinin dibinde,
Bir yanım büyümüş, kırıklarla dolu sessiz bir ordu gibi.
Dünya ağır geliyor omuzlarıma,
Ben seni çok sevdim,
Bir çiçeğin güneşi bekleyişi gibi,
Bir çocuğun annesine koşuşu gibi
Sessizdim belki, ama derindim,
Yüreğimi koydum önüne, bilmedin.
İstanbul gibi sevdim seni
Gürültüsüne rağmen,
Kalabalığına rağmen,
İnsanı yoran ama bırakamayan cinsten.
Ben seni uzaktan sevdim,
Ne adını söyledim, ne de gözlerine baktım doya doya.
Sadece kalbimle tanıdım seni,
Bir gülüşün yetti beni susturmaya.
Bir kenarda oturup seni izledim,
Sormayın bana
Neden bu kadar durgunsun? diye…
Çünkü bazı denizler
Sessiz görünür uzaktan,
Ama içinde fırtına saklar.
Mezarıma gelmeyin,
Gül getirmeyin… solacak nasıl olsa.
Ben yaşarken kırıldım sessizce,
Öldükten sonra neye yarar dualar, hatıralar, boş yasa?
Ben yaşarken sustunuz çoğu zaman,
Bırak kalsın usta, içimden gelmiyor bugün,
Çay da anlamsız, sigara da, kelime de suskun.
Yorgunum be…
Ne dert anlatmak istiyor dilim,
Ne de biri duysun istiyor bu kalp kırığını…
Gecenin koynunda bir dua yükselir,
Gökyüzü şahittir, yıldızlar dinler.
Bir damla gözyaşı, rahmetle birleşir,
Kalbim titrerken, secdeye iner.
Ya Rab! Gönlümde fırtına, içimde yangın,
Seni ilk kucağıma aldığım günü
hiçbir takvim yazamaz kızım…
O gün zaman durdu,
dünya sustu,
ben ilk defa gerçekten adam oldum.
Avuç içim kadar küçüktün,
Bir elimde kahve,
Bir elimde yalnızlık…
Gece, varlığımı tartıyor sessizce.
Şehir uyuyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!