Cam kırılır, yerine yenisi gelir,
Ama izi kalır avuçların içinde.
Kalp kırılır, yine atmaya devam eder,
Lakin aynı sevdayı taşımaz eskisi gibi içinde.
Affetmek başka, unutmak başka,
Bunu bilmez yaralayan yürekler.
Bu hayatta
yanındakiyle yaşlanırsın…
Aynı masada eskirsin,
aynı evde susmayı öğrenirsin.
Çay soğur, sesler azalır,
gözler birbirine alışır.
Bu sözler...
Kalbinde hâlâ o eski sevdanın izini taşıyan herkese gelsin.
Bu satırlar...
Bir zamanlar “sonsuza kadar” diyen, ama yarım kalan hikâyelere...
Biz, bir elmanın yarısıydık,
Eksik ama tamamlayıcı,
Aynı kabuğun altında nefes alan,
Aynı dalın rüzgârında sallanan.
Sen bendin, ben sendim,
Bu sevda masal değildi.
Eksik günleri vardı, kırgın geceleri.
Yanlış anlaşılan cümleler,
Zamanında söylenemeyen Seviyorum…
Kadın bazen yoruldu.
Kadın:
Ben aşkı seninle tattım sevgilim.
Kalbimin neye ihtiyacı olduğunu seninle öğrendim.
bozkurtlar, dağlar size yurt olur,
Yiğit olan her yürek, vatana bir umut olur.
Şanlı ecdat izinde, sarsılmaz her adımlar,
Ay yıldızın uğruna yürür esen bozkurtlar.
Rüzgâr eser ovada, dalgalanır al bayrak,
Sevmek suç değilmiş…
Yanlış kalbi sevmekmiş kader…
Ben seni adam sandım,
Sen içimde büyüyen bir zehir…
Gözlerin masum diye kandım,
Yalanına sığındım gecelerce…
Şimdi bana soruyorsunuz nasılsın diye,
Cevap kısa değil,
Bir kelimeye sığmaz.
Çünkü nasılım demek,
Nereden kırıldığımı anlatmaktır biraz.
İyiyim desem,
Bu kalbim senle atacak,
Sen olmasan da yanımda,
Kimse girmeyecek o kutsal yere,
Senin adın yazılı orada.
Her çarpışında seni anacak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!