Sokakları fersah fersah arşınlarken
Bir sokakta karşılaştık seninle
Peşin sıra giderken.
Gülen yüzünün aydınlığına kapıldım
Yağmura tutulmak gibi bir histi
Islanmadan kurtulamazdım.
İşte sen bu kaderle yaşayacaksın gülüm
Tebessümlerinin ardında yaşam
Kıskanan biri çıkar herzaman
Gülü soldururlar niçin
Karınca gibi ayakların var senin
Sevdası tükenmeyen bir yüreğin
İstanbulun kanatlarındayım
Beyaz gemiler geçiyor gözlerimden
Kuşlar iki özgürlük arasında
Bir mevsim ölüyor gözlerimde
Dünyanın bakır tasından
Altın saçların okşuyor beni
İstanbul'un elleri;
Hissiz bir yabancıdır parmakları
Bir yakadan öbür yakaya uzansa da
Çoğaldıkça yalnızlaşır sokakları.
Seni sevmedi bu şehir,ellerini tutmadı
Umutların inkitasıdır çaresizlik
Susmuş bir şehirsin sen
Körfezinde duygularımın,
Yağmuru boşalmış bulutlarının
Çekilişini seyrediyor nemli gözlerim.
Ne kadar hoyratça harcandı bu aşk
Ne kadar yapayalnız bırakıldı ortada
Bu gece sustu karanlıklar
Mah yüzün aydınlattı gönlümü
İçimde birikip birikip mayalandın
Yıllanmış şarap tadında
Dünyayı dolandım yine sende kaldım
İçime yürüdün tüm hoyratlığınla
Onaylanıp kutsandı bebek
Oyalandı bir müddet
Ellerinde uzayıp gitti yıllar
Büyüdü bebek,
Karanlığın içinden geçti
Paslanmış demir ayakları.
Şehir susmuş,küsmüş bir haylı
Annesini unutmuş evlâtlarına
Yaldızları dökülmüş neonlarının
Dibinde yaşlanmıştı yapayalnız.
Dizginleri tutulmaz bir küheylanın
Tırıs gidişinde dinlenmeden,
Sen neyin metaforusun?
Unutulmuşluğun kurak ve tenha yüzü
Sokak lâmbalarının insafına bırakılmış
Çaresiz gece...
Ruhum bulutlar gibi dağılmış,suskun,
Girdabında aşkın,
Burada şafak sökeli çok oldu sevgili
Deniz uçuk sevdaları soralı
Beklediğim bir şey vardı şafağın ardından
Kızıl gül açan ufuklardan
Doğuşun gibi...
Buralarda ıhlamur kokularından sızar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!