Dört duvardı yalnızlık
Yürüyen karanlık ayakları
Başını eğmiş dünyam karardı
Soğuk bir mevsim inerken yüreğime
Damarlarımda "oblomov" bir kan
Akmaz nehir uykusu
Dumanlı bir akşamdı gözleriniz
Denizler gibi çekildiniz
Kumsalınızda yapayalnız bıraktınız
Ufkumda kayboldunuz...
Bilmiyorum gözlerimde kaç saniye kaldınız
Rüyalar anlıkmış
Gene geldim suratsız deniz
Bastır köpüklerini beraberiz
Fırtınalarını dindir yelkenlerini indir
Bir taş sektirmiş sevgili sularına
Kibar ol biraz...
Ben seni ne kadar sevsem o kadar kırgınım
Hadi kanatlan şiir:
Mavi özgürlüğün yıldızlarına
Yüreğimin rüzgârlarını
Sarp kayaların yüreğine götür
Bir güvercin taşısın gagasıyla dizeleri
Kanatlarında umut
Bir hüzün yağmuru inceden ince
Gözkapaklarına inen gizlice.
Güneşin tan kızıllığında
Yitirilmiş yaşamında
Gülümsemelerin acılara tutsak
Takılı kalmış yalnızlığında.
İşte ben,işte kara,işte deniz
Ayaklarımın ucunda sereserpe
Uzanan Karadeniz.
Sezai Karakoç Laleli'den gidiyor
Dünyaya tramvayla,
Bense Karadeniz'den uçuyorum
Şafakta kor bir ateştir yalnızlığın
Kıvılcım kıvılcım savrulduğun gecelerde
Biliyorum; beni sorar"ateş istidası"gözlerin
Sen kalbimin kafesine gidip gidip gelen
Bir sarkaç ritmiyle duygularıma dokunan
Bir nurun kutsiyetiyle yanan,
Herşey susmuştu;
Sen geldin rüzgârın sesiyle
Kanadı kırık bir kuştun penceremde
Güneşin gülücüklerini getiren.
Gecenin rüzgârıydı;
Denizlerin özgürce esen meltemi
İnce bir yaydı keman gönül tellerinde
Hoyrat rüzgarların dokunduğu yüreğinde
İnleyen nağmeleri vardı yaban ellerin
Şarkıları susturulmuş bir yaşam dururdu
Akordu bozulmuş ellerinde
Yalnızlar rıhtımının doğmayan güneşi
Güneşi vurdular günbatımında
Tutsak edildi karanfiller
Özgürlük meydanında,
Zulmüne haykırıyorum
Nefesleri kin,nefesleri nefret kokan adamların.
Fidan,fidan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!