Gözlerinin ufuk çizgisinden bakıyorum
Gönlünün enginlerine,
Gözlerin derin bir gökyüzü
Sayfa sayfa açılmakta galaksilere
İçimi ısıtan güneşlere...
İki dünya var içimde birisi sen;
İki torun iki nimet
Biri Zeynep biri Mehmet
Yüce Tanrı sevdi bizi
Güneşini gönderip te
Yetmez diye ay da verdi
Arzu ile Doğukan'a
İlk kez özgürdü kuşlar
çiçekler koparılmadı ilk kez
güller yolunmadı
ilk kez özgürdü ağaçlar
bir balta vurulmadı
köpekler havlamadı ilk kez
Karanlığın olmadığı zamanlarda
umudun yıldızları yanacak
gözlerimize inen mehtabın aydınlığı
körlemesine yürünen yolları aydınlatacak
masumiyetin oyulan gözlerinde
pürüzsüz yıldızlar parlayacak
Dokunmak ne kutsal duyguymuş
gözucuyla birbirimize
kin saçan yüreklerin gözleri
hâlâ bakmıyor insansız mesafelerin boşluğuna
kirli maskelerinin ardından
gülleri koklayışını kıskanacağız bülbüllerin
Bir yanın karanlık,bir yanın aydınlık
Gecelere batmış yıldız gibisin
Sen ki; yüreğimde venüs aydınlığı
Bir de sana dair şiirlerim
Kaç yıldız söndürdü sen parlayana kadar
Gökyüzü nehirlerim
Yeni bir sınıf doğacak işlevsiz,gereksiz
Tanığı olmadığı tarihin.
21.yüzyılın moğolları istilaya hazır
Sürecekler dışına yaşamın
Acımasız algoritmalar...
Tarım,sanayi,hizmet işgali bekliyor
Bir otobüs durağı sıcaklığındaydı
Gülüşün,beklerken beni,
Son otobüste yakaladım ellerini
Soğuktu,
Gözlerinde ki hüzün inmişti sanki;
Buz kesen ellerine...
Karanlığa sıkılan bir yumruk gibiyiz
pes etmedik pes etmeyeceğiz
yeniden doğacağız bir çocuk gibi
tüketildikçe çoğalacak düşlerimiz
türkülerimiz daha gür çıkacak susturuldukça
"Bir fişek yatağında kurşun nasıl susarsa"
Her sabah sana gelişim
Kollarını kollarına atışım
Martı kanatlı mutluluklar denizi
Özgürlüğünü dört duvar arasında
Hazer'in kaderi gibi yaşıyorsun,
Her karardığında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!