Aslen doğu Türkistanlı olan uygur Türk. Ü babanın tek kızıyım. Radyo sunuculuğu, turiZm, ve sağlık hizmetlerinde çalıştım. Emekliyim. Kayseri. De yaşıyorum.
Zihnin kapıları aralık kalmış bir kez,
Mantık, bir gölge gibi çekilirken derinden,
Aşk dediğin, fırtınada yönünü şaşırmış bir gemi,
Kurtulmak istemez o hırçın dalgaların içinden.
Herkes "delilik" der bu hesapsız yanışa,
Tanrı Dağı yankılanır, bir feryat değil bu ses, Gök bayrağın rüzgarıyla alınan her bir nefes. Kırılsa da prangalar, sönmez içteki ateş, Zulmetin karanlığına doğacak elbet güneş.
Kadim toprak, ana yurdu, sızlar her bir köşesi, Duyulan ayak sesleri, hürriyetin neşesi. Vatan için can verenler, toprağın öz mayası, Silinmez alınlardan şanlı bağımsızlık davası.
Eğilmez dik başımız, sarsılmaz imanımız, Bu kutlu topraklar için helal olsun kanımız. Kardeş feryat ederken, susmak yakışmaz bize, Zalimler diz çökecek, gelecekler dize.
Karanlık gecelerin sabahı yakın artık, Gök mavisi ufukta, şafak söküyor artık. Yeminimiz baki kalsın, sarsılmasın bu vatan, Selam olsun ecdada, toprak altında yatan.
Asırların uykusundan uyandı koca çınar, Damarlarda akan kan, hep o eski hıncı taşır. Ötüken’den yola çıkan, durmaz menzile kadar, Kutlu bir şafak için, dağları aşıp taşır.
Anneliğin Bedeli: Son Veda Hikayesi 🥀
Bir zamanlar, ellerimle ilmek ilmek dokuduğum sıcak yuva, Şimdi yarısı bomboş, diğer yarısı sessiz bir keder doluydu. Kapı sertçe kapandığında, bir yemin kırıldı, bir dünya devrildi, Geride kalan sadece ben, bir de o küçük, titrek kalpler. Ben, unuttum artık adımı, sadece bir koruyucu, bir anne, Hayatımın tek gayesi: onların geleceğini dikmek.
Boşanmanın soğukluğunu taşıyan ilk gün, donuktu hava. Güneş doğsa da ruhumda hep bir karartı vardı, bir yara. Aynadaki gözlerim, uykusuzluğun ve yalnızlığın izlerini taşırdı, Ama onlar uyanınca, o sahte güçlü maske takılırdı. Gülümsemek, sabah ritüelimdi, en zor dersimdi, Onların küçücük ruhuna gölge düşürmemek yegâne emelimdi.
Her kuruşumu saydım, her nefesimi onlara verdim. Kendi hayallerimden, isteklerimden sessizce feragat ettim. O eski romantik düşler, o özgürlük kokan gençlik yılları, Şimdi okul taksitleri, hasta geceleri, sonsuz telaşlarımdı. Unuttum ne zaman kendime bir elbise aldığımı, bir kahve içtiğimi, Tek baktığım, onların eksiksiz ve mutlu olup olmadığımdı.
Gençtim, yuvamdı kollarım, sığınağımdı evim, Yaşlandım, bir yük oldum, bölündü sevgim. Kapılar kapandı yüzüme, sokaklar oldu yoldaşım, Yüreğim buruk, gözlerim nemli, dertle doldu aşım.
Bir avuç toprak şimdi tek tesellim, Mezar taşım oldu son yuvam, son durağım. Burada buldum huzuru, son uykumda, Kimsesizim ama şimdi kimseye muhtaç değilim.
Konum: Kayseri, Türkiye Saat: 17:08 Tarih: 06.01.2026
İki liman arasında rüzgâra tutsak gemi,
Ne yelken açacak cesareti var, ne demir atacak yeri.
Bir şehrin kokusu sinmiş üstüme, gitmeye mecbur,
Diğerinin ışığı çağırır durur, dönmeye umutsuz.
*
Bir ipeksi zar ördüm, kimse görmesin diye,
Kırılgan bir sınır bu, içerideki yara.
Bütün kederlerimi yuttum derine,
Dudaklarımda bir tebessüm, alaycı ve boş.
Sanki kalbimde bir nehir kurumamış,
Sanki bu ruh hiç yorulmamış, dağılmamış.
Kuşanmış gölgelerinden en keskin kılıçları, İki yürek karşı karşıya, sessiz bir meydanda. Ne kalkanı var bu cengin ne de geri kaçışı, Yaralar açılırken en mahrem rüyalarda.
Bir vuruşta hasret var, ötekinde hiddet, Göz göze gelmek bile başlı başına bir savaş. Yenilmek; teslimiyetin içindeki o en büyük servet, Zaman akıyor üstümüze, hem hırçın hem yavaş.
Bu kavgada galip yok, mağlup ise kendinden geçer, Kılıçlar kınına girmez, sükût bürür her yanı. Aşk, kendi küllerinden ancak vuruşarak geçer, Feda ederken tek bir bakışta koca bir cihanı.
Aşkı rüzgara sordum; "Her daldan bir parça koparan fırtınadır" dedi. Aşkı aynaya sordum; "Kendinde bulamadığın o eksik parçadır" dedi.
Gurbetteki kalbe sordum; "Sılası olmayan tek memlekettir" dedi. Güneşe sordum; "Bakınca kör eden, bakmayınca üşüten tek kor" dedi.
Ve en son aşığa sordum; "Kendi yokluğunu bir başka varlıkta sevmektir" dedi. Yaralar sızlasa da mısralar susmaz, Aşk, bitmeyen bir hikayenin en sadık yolcusudur.
Aşkın Neşesi
Güneş doğar Erciyes’in ardından sessizce, Yeni bir aşk başlar kalpte ince ince. Gülüşünle aydınlanır her karanlık köşe, Dünya döner durur içimdeki bu neşeyle.
Baharlar gelir gönlüme senin adınla, Hayat bulur her anım bu eşsiz tadınla. Gözlerinde buldum ben en tatlı rüyayı, Seninle sevdim yeniden bütün dünyayı.
Ele ele yürürken umuda doğru biz, Silinmez ruhumdan bıraktığın o iz. Mutluluk şarkısı yankılanır dilimizde, Ebedi bir sevda parlar gözlerimizde.
Siyah beyazdı her yer, sen geldin boyadın Kalbimin paslı kilidini tek hamlede açtın Hiç sorma "neden" diye, cevabı gözlerinde Bütün yollarım kapalıydı, sende takılı kaldım
Yükledim sırtıma tüm hayalleri Seninle her yol, cennet bahçeleri Durmak yok artık, gaza basalım Dünyayı yerinden hep biz oynatalım!
Hadi, vur kadehi aşkın şerefine Karışalım gecenin en deli rengine Korku neymiş? Bize vız gelir Teslim olduk sevdanın en güzeline!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!