Bakışında bin yıllık bir sır saklıdır, Dili sussa da ruhu hep haklıdır. Bir Akrep’in ahı, uykunu bölen sızı, Silinmez alnından ihanetin isi, pası.
Durgun sularına aldanıp da geçme, O derin kuyudan zehirli su içme. Yıktığın köprüler yoluna taş olur, Gözden düşen yaşlar, kalbine kor olur.
İki yakan birleşmez, dağılır her yanın, Hesabı sorulur dökülen her damlanın. Sabrı sükunettir, öfkesi ise fırtına, Yük olur haksızlık, çöker senin sırtına.
Sessizliğin İzinde
Karanlık bir örtü, göğün derinliği, Yıldızlar sönük, bekler bir sevgi. Gecenin sesinde yankılanan hüzün, Aşkı arıyorum, bilmem kaçıncı güzün.
Her köşede bir iz, bir nefes saklı, Oysa yokluğun, içimde bir acı. Işıklar sönmüş, şehrin fısıltısı dinmiş, Yine bu saatte, gönül sana inmiş.
Kimi zaman bir gölge, kimi zaman rüzgar, Gözlerim yorgun, kalbimde bir sızı var. Seninle dolacak boşluğu beklerken ben, Gecenin karanlığında, aydınlığım olsan...
Sessizliğin Kıyısında Büyüyen Bir Destan
Sessizliğin koyu gölgesi, bir zaman tüneli sanki, Şimdi derin ve ıssız, oyun seslerinden uzak. Çocukluk, bir avuç kumdu, neşeli ve nazlı, Güneşten bir sır gibi, avuçlardan kayan ışıltı.
Mahallede kalan o paslı, eski tahta salıncak, Şimdi hüzünlü bir rüzgarla usul usul gıcırdıyor. Her gıcırtı, unutulmuş bir kahkahayı anacak, Oysa o yıllar, bir daha dönülmez yola giriyor. Özlem bir meltem gibi eser, içimde ağır ağır, O masumiyeti arar, o ilk kez yaşanan baharı.
Küçük bir odada biriken hayallerin tozu, Duvardaki boyu ölçen çizikler, silinmeye yüz tutmuş. O koşturmacanın ardından gelen derin bir sızı, Kalbimde oynamakta eski bir çocukluk marşı, susmuş.
Sessizliğin Yankısı
Sana gelen yolların yokuşunu bildim de sustum, Fırtına öncesi sessizliğe sığındım her gece. Gönül heybemde kırık bir ayna gibi sakladın gerçeği, "Dedim sana" demenin o buruk tadıyla...
Adımlarım yorgun, gözlerim uzaklara vurgun, Ben kıyıda bekleyen o ıssız duraktım; Gördüğüm her rüya sendin, çıktığım her yokuşun sonu. Hepsi tek bir sessizliğin içine sığdı sonunda.
Kırılan her dalın sızısı bende yankılandı, Eski bir şarkının nakaratı gibi düştü dilime. Haklı olmanın soğuk tesellisi değil bu, Sadece ruhun ruhuna duyduğu bir feryattır; Yine de en derinden, sessizce... Sadece sana.
Sessiz Yankı
Bir boşluk var içimde, adını koyamadığım, Sevginle doluyken, sensizliğe uyandığım. Varlığın bir güneşti, ruhumu aydınlatan, Şimdi ise gölgelerdir, kalbimi yaralayan.
Sevmek; bazen bir uçurumun kenarında durmakmış, Seninleyken uçmak, sensizken düşmekmiş. Sesin kulaklarımda bir veda bestesi gibi, Gidişin, ömrümün en hüzünlü hikayesi gibi.
Acı veriyor artık bu dilsiz bekleyişler, Yarım kalan cümleler, tükenen ümitler. Sevgin başımın tacı, hasretin ise prangam, Sensiz geçen her saniye, bitmeyen bir kavgam.
Ben kendime bile acımıyorum artık,
Kendi içimdeki fırtınayla büyüdü bu öfke.
Zayıflığa yer yok, merhamet çok uzak,
Yalnızca gerçekler konuşur bu son safhada.
Emeğe, hatıraya ya da sahte gülüşlere,
Kimsesiz bir denizdir hayat bazen, Fırtınada tek başına duran bir yelken. O geminin kaptanı, feneri ve rotası sensin, Gözündeki yaşta gizli, bitmeyen bir direniş.
Babalık makamını dolduran annesin sen, İki kişilik bir yükü omuzlayan o ince beden. Uykusuz geçen gecenin her bir saatinde, O sıkıntı büyür, oturur kalbinin merkezinde.
Varsın kapılar kapalı, yollar dikenli olsun, Senin sevgin, en katı duvarı bile yıkar olsun. O içeride, sen dışarıda, iki ayrı gökyüzü, Ama kalpleriniz tek bir dilde, tek bir sözü.
Tövbe Bozduran Bakış
Nasıl gördü gözüm seni, hangi boşluktan sızdın? Ben sevgiye tövbe edip, adını hüzne kazımıştım. Mühürlemiştim kapılarımı, kimse girmesin diye, Kendi karanlığımda sessiz bir huzura razıydım.
Bir bakış yetti, bin yeminimi unutturmama, Kalbim dediğim o enkaz, yeniden başladı vuruşuna. İstemezdim uyanmak bu uykudan, sancıyla dolmak, Şimdi mağlubum yine, o eski acının huzurunda.
Hangi rüzgar attı seni, hangi kaderin oyunu bu? Yaralarım kabuk bağlamışken, deşmek miydi yolu? Tövbem dilimde asılı kaldı, gözlerin bir uçurum, Düştüm yine kalbim diye, sonu meçhul bir yangına.
Hiç halim yok, oysa yol uzun,
Ayaklarımda ne mecal ne de iz.
Bir gölgeyim şimdi, sesten yoksun,
Ruhumun yorgunluğu dipsiz, sessiz.
Kelimeler ağır geliyor dilime,
🍂 Uğultu ve Sessizlik
Bir uğultu var içimde, hiç dinmeyen, Gerçeğe çarpıp geri dönen seslerin. İptal edilmiş bir rotanın haritası ruhum, Varılacak hiçbir limanı yok gemilerin.
Yıllarca baktığım pencere aynı göğü gösterir, Oysa ben başka bir iklimin rüzgarını bekledim. Her gece kurduğum o ihtişamlı şehir, Sabahın ilk ışığıyla toz olup gitti.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!