🇹🇷 Yirmi Yıldızın Ardından 🇹🇷
Gökyüzüne yirmi yıldız kaydı sessizce, Her biri bir destan, her biri bir nefes. Toprak utandı, bağrına basarken nice Yiğit fidanları; şimdi onlarda esen ses, Vatanın sesi, hürriyetin en yüce bestesi.
Ana yürekleri köz, ocaklar duman oldu, Fakat boyun eğmedi, eğilmedi bu millet. Her şehit, ardında binlerce bayrak kodu, Sancak düştü sanmayın, bu bir şanlı nöbet; Yirmi kahraman gitti, doğdu yirmi asalet.
Bu topraklar size minnettar, borçlu kaldı, Kanınızla sulandı her karış çiçeği, dağı. Ne bir yiğit unutulur, ne bir hatıra soldu, Gök kubbede çınlar adınızın her çağı, Sizler ölümsüzsünüz, kalbimizin en nazlı bağı.
Yutulan Çığlıkların Sonsuz Denizi
Sanki bir duvar örülmüş, içeride bir volkan patlıyor. Bütün hıçkırıklarım, boğazımın en derininde donuyor. Ağlamak istiyorum, öyle bir ağlamak ki, yer gök inlesin, Ama gözpınarlarım kurumuş, ruhumda bin yıllık kin birikmiş. Bağırmak istiyorum, sesim arşa çıksın, dindiğim bilinsin, Lakin dudaklarım mühürlü, sanki taş kesilmiş bedenim.
Her zerrem, her lifim bir titreşim halinde, sarsılıyorum, Gözyaşım yok, ama içimde bir şelale gibi çağlıyorum. Omuzlarım çöküyor, sanki kainatın yükü üzerimde, Nefesim daralıyor, o zehirli düğüm midemde. Öyle bir feryat ki bu, dışarı çıksa kül eder her şeyi, Ama o acı, benden başkasının duymayacağı bir yara izi.
Hani bir çığlık atarsın da, rüzgar alıp götürür ya onu, Benim çığlıklarım, içime çöküyor, kalbime batıyor ucu. 'Dayanmalısın' diyen o lanetli, o yorgun ses var ya, İşte o ses, bütün feryatlarımı geri itiyor, zorla. Bir anne/bir insan, yıkılmaz olmalıymış gibi bir yalan, Bu yük altında ezilen, sadece benim sessiz kalan canım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!