Zühre Türkeli Şiirleri - Şair Zühre Türkeli

Zühre Türkeli

İki Yoldaşın Hikayesi
Bir şehir vardı ki, sokakları dar ve keskin, Orada tanıştı iki genç, bambaşka iklimden. Biri hep telaşlıydı, gözlerinde yarına küskün, Öbürü sakin, hayatı yavaşça süren bilgin. Zamanı farklıydı akışları, farklıydı rüzgârları, Ama bir bakışta anladılar: Ortaktı kaderleri.

Birinin derdi, yoksulluğun ince sızısıydı, Sofrada ekmek hesabı, yarınlar hep puslu. Diğerinin sorunu, koca bir mirasın yüküydü, Güvenmek zor, etrafı yalanlarla süslü. Dertler eş değildi, ne biçim ne de ölçüde, Ama her biri diğerinin derdini taşıdı gönlünde.

Yıllar aktı gitti, hayat onları ayırdı zorla, Biri büyük kentlere göç etti, bir umut uğruna. Diğeri doğduğu yerde kaldı, mücadele koruyla, Kendi yuvasını kurdu, sırtını dayadı yarına. Arada incecik bir telefon sesi, birkaç satır, O eski bağ, derinde kök salmış, hep ağır basar.

Devamını Oku
Zühre Türkeli

İzleyen Gözlerin İpeksi Ağı 🕊️
Bir gölge değil, bir içgüdü gibi sardınız beni, Siz, en derin sırrımın, en mahrem tanıkları. Her adımımla büyüyen, her bakışımla yeşeren, Hayatımın en anlamlı, en kutsal yazgıları. Siz benim gözümdeki fer, yorgunluğumdaki nefesim, Bana olan düşkünlüğünüz, kalbimin en tatlı ezgisi.

Küçücük elleriniz, sımsıkı tuttu parmaklarımı, O ilk adımlarımda bile, siz yön verdiniz bana. Büyüdünüz, ama o düşkünlük hiç azalmadı, Sanki her an beni kaybetme korkusu var aranızda. Siz, benim suskunluğumu bile ezbere bilenlersiniz, Sesim titrese, fısıltım değişse, hemen hissedenlersiniz.

Bir zamanlar ben sildim sizin alnınızdaki ateşi, Şimdi siz, benim uykusuz geçen gecelerimin bekçisi. Küçük bir öksürük, bir anlık dalgınlık bile, Yüzünüzde derin bir endişe çizgisi yaratır. "İyi misin?" sorusu, bir sorgu değil, bir duadır sanki, Siz benim sağlığımdan sorumlu, minik koruyucu meleklerim.

Devamını Oku
Zühre Türkeli

Kadınlara Dokunmayın.

O gün, gökyüzü cam gibiydi, parlak ve masum. Elif, kahvesini yarım bırakmış, masada açık duran defterine bir satır daha ekleyecekti: "Yeni bir başlangıç." Dolabında asılı duran turuncu eşarbı, baharı bekleyen neşesiydi. Akşam dönüşte, o eski ahşap dükkandan, yarım kalan romanına yeni bir cilt alacaktı. Elif'in bütün telaşı, hayatı yakalamaktı.

Kapı çaldı. Gelen, en güvendiği sığınak bildiği, yarınlara uzanan el sandığı kişiydi. O gülen yüz, o tanıdık ses, bir anda yabancı bir cellada dönüştü. Elif'in dudaklarından ne bir isyan ne bir "neden" döküldü. Sadece, ihanetin en soğuk fırtınası esti.

Devamını Oku
Zühre Türkeli

Kalbe dokunurken destur demek gerekir, Bir ömürlük yolda sırdaş olmak için. Sevgiyle örülen ağlara düşmek değil, Saygıyla yücelen bağlara yürümektir.

Aşk dediğin önce hürmet, sonra sabırdır, Yaralı ruhlara en şifalı tabirdir. Bir emanet gibi taşımalı sevdaları, Yürekten içeri sızan o sonsuz şiirdir.

Her adımda incelik, her sözde nezakettir, Gizli bahçelerde açan çiçekler gibi. Korkmadan, güvenle yeşeren umutlardı, En saf haliyle ruhu bürüyen duygulardır.

Devamını Oku
Zühre Türkeli

Bana attığın kazıkları saklıyorum; ileride hepsinden sana çok şık bir taht yapacağım. Üzerine oturduğunda yüksekliğinle gurur duyarsın ama unutma; o tahtın sallanması için benim sadece 'pü' demem yetecek. Neyse, şimdilik o kazıkların üzerinde dengede durmaya çalış, izlemesi çok eğlenceli oluyor!"



06:23 1 Şubat 2026 Kayseri

Devamını Oku
Zühre Türkeli

Keşke Sorsalar

Keşke sorsalar da doğmadan önce bize,
Sonsuzluğun sessizliğinde, hiçliğin izinde.
"Gelmek ister misin?" diye bir fısıltı duysak,
Bu telaşlı dünyaya, bu karmaşık denize.

Devamını Oku
Zühre Türkeli

Kışın Eşiğindeki Hayatlar
Şehir uyurdu, pencerelerden sızan sarı ışıklar, içerideki sıcaklığı fısıldardı. Oysa kar, dışarıdaki banklara, merdiven boşluklarına ve unutulmuş karton kutuların üzerine sessizce iniyordu. Bu beyaz örtü, dünyanın acısını gizlemek ister gibiydi. Kar taneleri, içerideki yaşama ait sıcaklığı hiç tanımamış, buzdan perilerdi.

Köşede, bir zamanlar hayatın hızlı akışında kaybolmuş olan Ahmet vardı. Ahmet, titrek elleriyle koli bandıyla güçlendirdiği, nemli karton kalesinin girişini kapattı. Her esen rüzgar, kartonun eklem yerlerinden sızan bir ihanetti. İçeride, gün boyunca topladığı gazete kağıtlarını hışırtıyla düzeltiyor, her bir katmanın bir derece daha sıcaklık getireceğini umuyordu.

Gökyüzüne baktı; milyonlarca yıldız, ona ne kadar yalnız olduğunu gösteren soğuk elmaslar gibiydi. Ahmet, sadece bu geceyi atlatmayı diliyordu. Aklından geçenler, geride bıraktığı aile fotoğrafı ve elinden kayıp giden bir iş fırsatının pişmanlığıydı. Bir zamanlar o da, bu parlak ışıkların olduğu evlerden birinde yaşamıştı. Sabahın ilk ışığı, karın altındaki kaldırımdan sızan o incecik yaşam umudu olacaktı.

Devamını Oku
Zühre Türkeli


Sabah kalkar bakarım, güller açar yüzünde, Dünyaları değişmem, tek bir tatlı sözünde. Hem evimin direği, hem gönlümün sultanı, Rabbim ayırmasın bizi, sevmişim ben bu canı!

Kocam da kocam, benim canım kocam, Dağlar gibi arkamda, ulu bir çınar kocam. Karım da karım, benim gül yüzlü yarim, Seninle geçer ömrüm, sen benim her varım!

Mutfakta mis kokular, evde huzur sesi var, Gözlerinin içinde cennetin bir izi var. Nazın bile başkadır, yakışır benim gülüm, Sen yanımda olunca, vız gelir bana ölüm!

Devamını Oku
Zühre Türkeli


"Sen benim zekamı, o uyanık sandığın aptalca fikirlerine ve basit oyunlarına meze yapabileceğini mi sandın? Senin kurnazlık dediğin o sığ sular, benim sadece ellerimi yıkadığım yerdir; boğulmak istemiyorsan boyundan büyük derinliklerde kulaç atmayı bırak!"



Günün Hatırası

Devamını Oku
Zühre Türkeli

Kurtun İzinde

Ey Türk! Uyan şimdi, derin uykudan silkiniş vakti,
Tarihin sayfalarından fırlayan o gizli akit.
Asya’nın bozkırından Anadolu’nun bağrına,
Ses veriyorum şimdi o şanlı bayrağın çağrına!

Devamını Oku