senin zararın bizsizlik,
biz karımızla sadakat alırız,
hançerli gidişler bilmeyiz biz.
ama tadını sora bilirsin onu iyi biliriz.
biraz bal gibi,biraz zehir gibi,
biraz yar gibi;
Kalmak için mücadele etmedin,
gitmekle yetine bildin,
ellerimden sökerken kendini
yüzüme sonbaharın tüm renklerini döşedin.
yazılarımdan silerken adını,acıyan tek şey kağıtlarım değildi hiç çekinmedin,
yıldızlarım düştü başıma göğüm üstüme yırtıldı,
akşamdan geceye adımlarken nefesin,
lika!
yanlış anla beni öpüyorum gözlerinden
ve geçiyorum dünyayı gözlerinden
anla lika
severken seni hüznümü erteliyorum içimde
Gök bayırların da at sürek
Yer suların da aş edek
Insan yurtlarindan yün derek
Yıldız avlıyak
Toprak inletek .
Rüya obasin da insan oynatak.
öldürmek merhamet işidir demiştim,
gitmenin bir adı yok!
kendini kendi ellerinle benden sürgün ettin.
yazık olmanın hiç mertebesi yok demiştim!
yazıklık varlık sahasına oturunca,
herkes kendi içinde çürüyecek bilmelisin.
-korkuyorum.
-korkma.
-demesi kolay.
-Hiç mi duymadın?
-neyi ?
-battı balık yan gideri.
- kabını değiştirmeden bilemezsin.
- neyi?
- ne hâl bir kapta olduğunu.
- insan nasıl değiştirir ki kabini ?
-benim bildiğim iki yol var.
- nedir?
ey mezopotamya sürgünü,
dağ lalesi,
gönül kuşu,
sen yoksun diye söndürdüm ışıkları,
denizi olmayan yerde gemilerimi karaya oturttum
bana ne yol,
sana ne yurt kaldı,
ben kayboldum,
sen sürgün yedin,
çok denedim,olmuyor sana küsemiyorum.
çok uğraştım olmuyor sana kırılamıyorum.




-
Nazan Gül
Tüm YorumlarDuygulu ve akıcı şiirlerinizi beğenerek okudum. Başarılarının devamını dilerim