sen müstakbelim!
nimetim helalim,
herkese ayanım elinden tuttuğum,
yanında yürüdüğüm,
en sevdiğim,
aldığım nefesim,
çizgili süveter,
yakası kolalı gömlek,
ve içilmeyi bekleyen bir çay gibisin oracıkta..
ki unutmak kadere atılamayacak kadar haksızlık içerir durur baş ucumda..
sen nasıl durduğunu farkına varma.
sonra günlerden pazartesi bir öğle vakti olduğunu unutma.
Harfleri sóze dökemiyorum,
hepsi gözlerinde uykuya daldığından beri,
adımın ne önemi var! ,
suskunluğun en yüreği,
Ne gündüz halisin ne gece,
sende gördüğüm aşk hali,
sonra sen gelirsin işte
ben sevinirim
öyle böyle değil ama
tam sevinirim hatta ağlaya bilirim
hep yokluğundan olacak değil ya.
bu sefer de mutluluğumdan ağlarım.
seninle çay içmek vakit kaybıdır!
seni benden alan zamandır
sade ce sen ve karşında ben
sadece sen
ve sade ce biz
işte bu vakti tam yerinde yaşmak tır bil diye söyledim.
çıplak gözle bir martının gözlerine ilişmedim.
ancak denizleri seyrettim..
onlar sana daha çok benziyordu
bana martılar gibi ihanet etme sevgilim.
kanatlarım var deme mesala
denizler gibi boğarım de
ağzımın sustuğuna aldan ma
ruhum feryadı figan içinde
sana kar şı suskun dokunuşlar dan öte
bir davranış şekli bırakıyorum..
nedir bu sessizlik
bir den ben seni özlemeye başladım;
- Dünya senin kişisel gelişim alanın, başkasını düzeltme alanın değil.
- düşününce evet.
- o vakit düşünmeye devam et ,dünya bir değişimler alanidir.
- değişim?
- özündeki açığa çıkarma alanı, bir nevi kabuklardan arınma.
- kabuklar?
Sana baktıkça yok olan benliğim,
Istediğim de buydu sanırım.
Buralar çok ilgilendirmiyor beni
Gözlerin kadar ,bilesin.
Dünyaları ufalıyor gözlerin
Ey aşk!
Bir şeyin bu kadar
Sevimli ve tatlıca olmasını
Aklım almıyor daha .
Mazur gör beni, bu aralar .
Bilmediğim bir şeyi anlatamam daha .




-
Nazan Gül
Tüm YorumlarDuygulu ve akıcı şiirlerinizi beğenerek okudum. Başarılarının devamını dilerim