Kuruyan bir nehir
Sönen bir ışık
Ve bir şehrin son günü
Gece aydınlık
Horozlar inadına ,güneşi çağırma da .
Piyanistin parmakları
gidiyorsun ha
öyle gerçek öyle dosdoğru gidiyorsun
gündüzlerimi toplayıp,
gecelerimden yıldızlarımı bir bir sökerek gidiyorsun ha.
güneşime perde çekerek
bulutlarımı dağıtarak
yankısı kalmadı içimin, yorgunum.
başımı kaldırdığım anda
canıma okuyor varlığın
eskiden, nede güzeldin;
yoktun.
ve ben uzaklarında alemi seyrediyor
Öyle güzel gülmesen diyorum sana
Sonra beni burada,
Sonra seni orada zapt edecek bir şey,
bir neden, bir güç kalmiyor yapma !
Sen öyle guzel gülünce her iklime bulaşıyor ağzım
Kah gülüyorum
Sen!
Benden!
mukaddes yalnizligimi çaldin
Allah hakkı için
Kısasa kısas isterim
Yüź undeki yalnizligina talibim
selamlarım suskun yanı
özlendin
ben seni özlemekle bilendim
yetinemeyen aklımla bekledim
bakma bana sen,
cahil kaldım sa cümlelerde
şekerli çayla
şekersiz çayın
arasındaki farkın farkına bakmamayı öğreneli
uzun zaman oldu
ama zaman da durdu
hemde bir acının en geçmez tarafın iken
tüm içtenliğimle
kalbinin için de kalbimi kırmak istiyorum.
ilk önce ben kendimi parçalıyorum
ağır hasar landım sana gelirken
kalbinde ki tüm yerleşkeleri bana aç.
gözlerindeki tımarhanelere ben talibim.
Bogulmuşluk hissime karşı
Seni reçeteme yazan ilahi kaleme
teşekkür etmeden geçmem bu dünyadan
Bu Ayıp olur eksik kalırım yüzüne bakamaz olurum yarının mahşerinden.
Daralmışlik hissime karşı
Bal köpüğüm
Iğne deliğim
İyice deliliğim
Şerbetisin şu dünyanın ağzına.
Kağıttan terazim
Incili fistanim




-
Nazan Gül
Tüm YorumlarDuygulu ve akıcı şiirlerinizi beğenerek okudum. Başarılarının devamını dilerim