Zeynebp Özge Şiirleri - Şair Zeynebp Özge

Zeynebp Özge

kırılıyor -eylül-
zamanın kabuğu
göçmen kuşlar yola düşmeden
yokluğun yağıyor, varlığıma
başına buyruk, salaş iklimlerden

Devamını Oku
Zeynebp Özge

Benim doğduğum yer burası: “Kışla Obası.”
Adını ben koydum zemheriye asılmış, bir kış sabahı.
Ve henüz bilmiyordum "kışlanın" ne demek olduğunu.
(Bir yerin adını koymak, ona kader biçmek miydi, yoksa zaten biçilmiş kaderden kaçma teşebbüsü müydü? Hâlâ çözemedim bu meseleyi.)

Sadece bir coğrafyadan ibaret değil burası; memleketimin taşı, toprağı, nefesi.

Devamını Oku
Zeynebp Özge

Her gece yağmur, o naif ve müdahale edilemez nezaketiyle -ki ben buna kısaca nezaket diyorum, aslında basbayağı bir kuşatma bu- meçhul bir şiir vuruyor pencereme.
​Belli ki bu mısralar düzlemin şiirsel geometrisinde yolunu kaybetmiş mülteciler ya da benim gibi "mutlak doğruların" o köşeli süzgecinden kaçmayı başarmış, zamansız bir unutuluşun peşindeler.

​İlan:
"Posta kutusu emekliye ayrıldı."

Devamını Oku
Zeynebp Özge

sis bulutu terk etse de sabahı
sızmaz mezara gün ışığı
var gücüyle çatlatıp toprağı
uyandı gerinerek bir gül fidanı

canlandığı bu sessiz mezarda

Devamını Oku
Zeynebp Özge

sabah uyandım
dumandan göz gözü görmüyor
annem kazanın altını yakmış
çamur deryasında çamaşır yıkıyor
ev soğukmuş kardeşlerim açmış
kim anlar hâlimizden

Devamını Oku
Zeynebp Özge


​-eylüle kadar "üşümem" sanıyordum oysa
​böyle gelmemeliydin haziran daha beş var hicaz'a-

terli terli içip yeminlerimi
alnı açık vaatlerimin peşinde kaybolmuşum

Devamını Oku
Zeynebp Özge

-​bir bedevi telaşıyla düştüm yollara
içimde harf kırıkları
heybemde müsvedde kıtlığı-

kendimden firar edip
hicret ediyorum geceden fecre

Devamını Oku
Zeynebp Özge

parmak uçlarından
başladı ölüm
oradan iskemleye sıçradı
köhne odalara kadar yayıldı
"taş kâğıt makas"
oynadılar bir süre

Devamını Oku
Zeynebp Özge


Hayır, hayır... Doğru yerde değilim!
Ben hatip değilim, ben şair değilim.
Benim adım Hypatia.

​Kusuruma bakın; süslü cümlelerim yok.

Devamını Oku
Zeynebp Özge

-gülüşlerimizi susturup hiç gelmeyecek bir iklimi bekledik seninle-

en son ölü şehrin pususunda
rast geldik yağmurlara
beni ahşap işlemeli bir sandığa koydu zaman

Devamını Oku