Yedi sekiz yedi sekiz
Vuruyor kemençeler
Bu Karadeniz kızları
Sevdaluğu heceler
Durmayın hadi kalkın
Hep bir hiza olalım
Ayaklar inletsin yeri
Sevdaluğa doyalum
Yaktum ateş harmanda
Gelunda birleşelim
Horona doyulacak
Sevdaluk hiza olacak
Gönüller şenlenecek
Denizim dillenecek
Kayaların yosunu
Sevdalukla silinecek
Yedi sekiz yedi sekiz
Vurulsun gönül yürek
Sevene aşktan önce
Sevdaluk dersi gerek
Geldi yazın çay ayı
Toplayın sergi çayı
Bacalar aşktan tüter
Sevdali yananları
Yedi sekiz vuracak
Kemençem bayılacak
Karadeniz dalgası
Sevdali çağlayacak
Yedi sekiz yedi sekiz
Yüreğim hoplayacak
Giresun kalesine
Mezarım kazılacak
Yedi sekiz dedun mi
Kemençe bulur neşe
Sevene ilham olur
Horonla bulur neşe
Masmaviydi tozpembeydi düşlerimiz.
Yan yana can cana olmaktı,
Gözlerimizin derinliğinde,
Kaybolmaktı dileklerimiz,
Hep bir gün olacak,
Biraz daha sabır dercesine,
Git gide büyüttük hayallerde sevdamızı,
Canlanır gibi hayaller.
Her göz kırpışımızda,
Düşlemek bile yetiyor.
Kavuşamasa da iki baharın kokusu,
Düşüne dalmak bile,
Hayranlık bırakıyor bu sevdaya,
Bu nasıl bir özlem ki,
Düşüne daldıkça çoğaldıkça çoğalıyor
Yıkıp geçiyor bentleri,
Hasret duvarlarını,
Kavuşmak ki hayali bile
Titretmeye yetiyor yüreğimi,
İşte böyledir bizim düşlerimizdeki
SEVDAMIZ
Satır, satır karalıyorum hayat basamaklarını
Ummadıklarım karşılıyor beni tren garlarında
Sarılır boynuma hasretli sancılar boğar gibi
Nefesim kesiliyor yetiş diye haykırışıma cevap gelmez
İmha ediyorum itam ettiğim duygularını hayatın
Rüzgârlarını estirmese de sonbahar dalları değer tenime
Çizikler atıyor değen her bir kareye imzalar gibi
Tükeniyor içimdeki sancılı duygular haykırışıma cevap yok
Kuruyorum hani eskilerde vardı ya,
Artık telefonlar çıkınca göremediğimiz çalar saatler her gece başucumda
Uyandırdığında yeşermeye başlayacak kurutup çoban ateşi yaktıklarım
Közünde patatesler pişirirdim gece yarılarında
Yok, oldu soluk harlı ateşler yakmıyor sanki eskiden yaktığı gibi
Rengini ısısını kaybetmiş yüreğimin tükenişindeki sönen mum misali
Ayçiçeğiler ektiğim küçücük bahçemde otlar bile bitmez oldu
Kuşlar aç perişan konmaya dal bulamıyor benim sevmeye yürek bulamadığım gibi
Aykırı büyüyor diktiğim fidanlar her an devrilecek kırılacak
Esen yellerin kudretine dayanmaktan aciz metanetini kaybetmiş
Topraklar kum gibi savruluyor kök salmıyor sevdaların fidanları
Yanmış toprağa ne çim biter ne fidan, yüreğimde tıpkı kül bahçesi gelen kök salmaz…
Bağrımı delen kör kurşunlar vardı, delik teşik yıkılışlarım
Birde geri kalışlarım vardı her gidişten ileri...
Onarışlar başlıyor bir nefesle, tövbeler yükleniyorum.
Bir güne sonsuzluğu sığdırıp yaşıyor gibi,
Soluğumun çıkışında özlemsi hayaller, alışında
Yudum, yudum içtiğim ahili yalnızlığım, geride kalışlığım,
Ruhum duymaz hisseder
Sitemim sanadır yaralı gönül
Yanmak zorun damıydın
Beni de yakmak zorun damıydın
Yokluğunu umut ederek
Nefes almak sence bu kadar kolay mı?
Düşlediklerimin rüzgârında
Savrulur hayallerim
Hani gerçek olacaklardı
Sözün vardı yeminler ederek
Cennetimden cehennemime kadar
Benimle kalacaktın
Dil ne kolay söylüyor değil mi?
Yürek sadece sevdiğiyle kalıyor
Korkuyorsun gözünü kapatıp
Kor alevlerde yürümeye sevgin için
Şimdi yanıyor ruhum
Umudumun cehenneminde
Gözlerim seni arıyor alevler arasında
Hani verdiğin sözler. Nerdesin…
Türkün suyuna çamur katanların
Havasına mermi atanların
Döşek değil kayalarda yatanların
Gelmişine geçmişine day, day, day
İmanla salâvat yerine yılana sarılan
Allah diyen kula kurşun sıkılan
Kalbinde cehennemi taşıyan
Utanmaz yüzlerine day, day, day
Hiç doğrulmaz kıblem deyip Kâbe ye
Yüzün sürmez ne kur´ana ekmeğe
Sanki gelmiş dünyayı çürütmeye
Tümünün gelmişine day day day
Dağda domuzu av yapar yemeğe
Köyde tekme basar ineğe
Ölünce mezara bile girmeyen
Soysuzların tümüne day day day
Ufkunu daralttığım bir geceye düşer gibiydi hüzünlerim
Takatsizliğin derman arayışıydı belki de eksikliğini hissettiğim
Biraz tutukluk yaptı sanki çizerken resmini bulutlara kalemim
Tatlandıramadığım çayımdaki kırmızılıktı nefesimin kanaması
Figana uğramış deryalarım var arşına ulaşamazken karartılar varken
Tutsaklığı hapsetmek istedim tutmasın naren dilekli begonya yüreklileri
Üskürtürken tene dokunamazken hissizliğime yandığıma dökülenler
Atlatamadığım engelleri ateşe vermek dumanını içime çekip burnumdan vermek
Nazarına almadığın simalar nidalar vedalara tutsakken eriyip giden
Fasılsız gecelerin sazsız sözlerine nota döktüğüm kalemler yazmazken
Alnımdan süzdürdüğüm başparmağımı okşayan terinde mükâfatsız
Çabasız elde ettiğin dünyamın bedelsiz sevdaları kanatsız hayalleri yok şimdi
Kekeme kaldığım duygulara anlatımsızlığına küskün dilim damağıma
El attığım dağların taşını kaldırdı da taşıyamadığı o anlarda
Yaşatılan dirayetle umut edilenlere göz teması değdiğinde yok olur gibi sanki
Pervasızca hükmüne maruz kaldığım içli, içli ağlayışım tövbekâr
Katıksız susuz yutturduğun sevdayı hazmedemezken affetmek mümkün mü sence
Anlatımsız yüreği yaktın ya gidişlerle geri dönüşü söyle bekler mi hiç sende
Ayaklanmak için tutmaya bakındığım kuru dalların tozu kalırken ellerimde
Söylemler değer mi duyumlarıma işitir mi pişmanlığı sorarım sence
Atıfta bulunduğum ayrılıkları okuyorum okudukça kaydediyorum
Beynimin allak bullak oluşu nedensiz sanılsa da nedenlerdeki tenler tutsak
Kartopu çığ olur ya yamaçtan düşünce bende senden düştüm yıkımım var önüme kattığım
Devrilesi ağaçlar koydun gül dallarını kestiğin yamaçlarımda yıkım var
Her bir yandan donuk sesler duyarken sessizliğimi sesime hapsederken
Salık bıraktığım saçlarım toplanırken örgüler izini çoktan kaybetmiş
Sınavımı yine geçemedin dikey geçişler kaldırıldı bu ömürden uzaklık hükmündür
Savsata oluşun benim suçum değil sevgisizliğinin darbesini vurmaya kim verir hakkı
Yalın kalırken duygular aşınca zamanın merdivenini düşüşlerdekilere dönüşü olmuyor
Boşluklar karanlığı kapsarken seslenişim tırmanışta sessizliğime bakışında
Kalıp olsun kalpteki yaralar dizer üstüne bir sen koyup belki yeni bir zaman inşa edersin
Son basamaktaki ben başlangıçta sen ulaşımın gerçekleşir ancak mahşer gününde
Zennehar Yılmaz
16.02.2012 18:30:04
Yüksek dağları kaplayan sis gibi
Yokluklar çökmüş üzerime
Gidenler mi yoksa,
Ardıma bırakıp gittiklerim mi özleniyor.
Seherlerin çisesi vurdu gözlerime güneşten yoksun
Göllerin yansımasın da aralanıyor yol verdiklerim
Ya gidenler mi çok pişman yada
Zaman çok duygulu akıp geçmiş ti.
Gülüşlerin gamzeleri yok olmuş.!
İşte özlenen buydu sanırım
Artık ne ağlayışlar içten acıtıyor
Nede gülüşler tebessüm veriyor
Anlamsızlık buydu işte görmek mi istemiyordum
Yoksa görmekten mi yoksundu gözlerim…
Yüreğin küsmüşse hayata yalan riyasız aşklara
Umutların ekmek kırıntısı olur garip kuşlara
Soluksuz, kalıp düştüğün dipsiz kuyulara
Boşluklarında tutunduğun çürük dal olur sadece
İnfilak olmuşsundur hayatın vurduğu dokuz şiddetindeki depreminde
Talan olur ruhunda kalp aranır tamir etmek için belli belirsiz
Güvenini kaybedersin sevdalarda bir o kadar güvenmek için arayışta bulursun kendini
O arayışlardaki buluşların bir çürük dal olur yalnızca sağlam görüntüsü altında
Tesirini kaybeder çokça yutkunduğun sevda şurubun
Merhemini ararsın deva olsun diye farkına varmazsın yan tesirinin
Bir yamaçtan kendini boşluğa bırakmak gibi bir şeydir
Düşerken anlarsın fuzuli kopuşunu tutunacak dal ararsın yamaçlarda
Elinin değdiği ilk çürük dala takılıverirsin düşmemek için bu sadece düşüşünü ertelemeye yarar hızını yavaşlatır
Birden kaybolursun elinde kalan sadece tutunduğun çürük dalın kalır
Serzenişler anlamsın gelir duymayı beceremezsin körsündür farkından kayıp zamanınla
Sitemin olur sözüme gerçeğime itiraflar yakar ellerindeki çizgilerin kader varış noktasını
Kıpırdamaz olur gözlerin yummaktan korkarsın öyle bir hayale dalarsınki unutursun nefes almayı…
Her an korkunun nefesi kalır gölge omzunda tozu karışır ayakkabına
Silip attığını sanırsın ama yanılgılarda yine çürüyor dallar budaklarda
Aşk söylemi sadece tat kalır dudaklarda yakar cehenneminde yüreğini, ancak yağmuru olmaz nisanının
Çürür tuttuğun her daldaki tozlar gibi umutlarının yeşerdi sandığın külden ormanı…
İman Allah kuran Allah
dillerim de bin salâvat
kalbimde derin yara
özlemler tek sanadır
Merhamet ya Resul Allah
kimim var ki senden yakın
derdime derman adın
özlemim tek sanadır
Nurun ile sula rahim Allah
tevekkül kalmasın dilde
yürüsün insin kalbe
diller sussun kalp söylesin
la ilahe illallah Muhammed Resul Allah
Zennehar yılmaz
21 Mayıs 2012 Pazartesi




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...