Zennehar Yılmaz Şiirleri - Şair Zennehar ...

Zennehar Yılmaz

Yedi sekiz yedi sekiz Vuruyor kemençeler Bu Karadeniz kızları Sevdaluğu heceler Durmayın hadi kalkın Hep bir hiza olalım Ayaklar inletsin yeri Sevdaluğa doyalum Yaktum ateş harmanda Gelunda birleşelim Horona doyulacak Sevdaluk hiza olacak Gönüller şenlenecek Denizim dillenecek Kayaların yosunu Sevdalukla silinecek Yedi sekiz yedi sekiz Vurulsun gönül yürek Sevene aşktan önce Sevdaluk dersi gerek Geldi yazın çay ayı Toplayın sergi çayı Bacalar aşktan tüter Sevdali yananları Yedi sekiz vuracak Kemençem bayılacak Karadeniz dalgası Sevdali çağlayacak Yedi sekiz yedi sekiz Yüreğim hoplayacak Giresun kalesine Mezarım kazılacak Yedi sekiz dedun mi Kemençe bulur neşe Sevene ilham olur Horonla bulur neşe

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Masmaviydi tozpembeydi düşlerimiz. Yan yana can cana olmaktı, Gözlerimizin derinliğinde, Kaybolmaktı dileklerimiz, Hep bir gün olacak, Biraz daha sabır dercesine, Git gide büyüttük hayallerde sevdamızı, Canlanır gibi hayaller. Her göz kırpışımızda, Düşlemek bile yetiyor. Kavuşamasa da iki baharın kokusu, Düşüne dalmak bile, Hayranlık bırakıyor bu sevdaya, Bu nasıl bir özlem ki, Düşüne daldıkça çoğaldıkça çoğalıyor Yıkıp geçiyor bentleri, Hasret duvarlarını, Kavuşmak ki hayali bile Titretmeye yetiyor yüreğimi, İşte böyledir bizim düşlerimizdeki SEVDAMIZ

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Satır, satır karalıyorum hayat basamaklarını Ummadıklarım karşılıyor beni tren garlarında Sarılır boynuma hasretli sancılar boğar gibi Nefesim kesiliyor yetiş diye haykırışıma cevap gelmez İmha ediyorum itam ettiğim duygularını hayatın Rüzgârlarını estirmese de sonbahar dalları değer tenime Çizikler atıyor değen her bir kareye imzalar gibi Tükeniyor içimdeki sancılı duygular haykırışıma cevap yok Kuruyorum hani eskilerde vardı ya, Artık telefonlar çıkınca göremediğimiz çalar saatler her gece başucumda Uyandırdığında yeşermeye başlayacak kurutup çoban ateşi yaktıklarım Közünde patatesler pişirirdim gece yarılarında Yok, oldu soluk harlı ateşler yakmıyor sanki eskiden yaktığı gibi Rengini ısısını kaybetmiş yüreğimin tükenişindeki sönen mum misali Ayçiçeğiler ektiğim küçücük bahçemde otlar bile bitmez oldu Kuşlar aç perişan konmaya dal bulamıyor benim sevmeye yürek bulamadığım gibi Aykırı büyüyor diktiğim fidanlar her an devrilecek kırılacak Esen yellerin kudretine dayanmaktan aciz metanetini kaybetmiş Topraklar kum gibi savruluyor kök salmıyor sevdaların fidanları Yanmış toprağa ne çim biter ne fidan, yüreğimde tıpkı kül bahçesi gelen kök salmaz…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Bağrımı delen kör kurşunlar vardı, delik teşik yıkılışlarım
Birde geri kalışlarım vardı her gidişten ileri...
Onarışlar başlıyor bir nefesle, tövbeler yükleniyorum.
Bir güne sonsuzluğu sığdırıp yaşıyor gibi,
Soluğumun çıkışında özlemsi hayaller, alışında
Yudum, yudum içtiğim ahili yalnızlığım, geride kalışlığım,

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Ruhum duymaz hisseder Sitemim sanadır yaralı gönül Yanmak zorun damıydın Beni de yakmak zorun damıydın Yokluğunu umut ederek Nefes almak sence bu kadar kolay mı? Düşlediklerimin rüzgârında Savrulur hayallerim Hani gerçek olacaklardı Sözün vardı yeminler ederek Cennetimden cehennemime kadar Benimle kalacaktın Dil ne kolay söylüyor değil mi? Yürek sadece sevdiğiyle kalıyor Korkuyorsun gözünü kapatıp Kor alevlerde yürümeye sevgin için Şimdi yanıyor ruhum Umudumun cehenneminde Gözlerim seni arıyor alevler arasında Hani verdiğin sözler. Nerdesin…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Türkün suyuna çamur katanların Havasına mermi atanların Döşek değil kayalarda yatanların Gelmişine geçmişine day, day, day İmanla salâvat yerine yılana sarılan Allah diyen kula kurşun sıkılan Kalbinde cehennemi taşıyan Utanmaz yüzlerine day, day, day Hiç doğrulmaz kıblem deyip Kâbe ye Yüzün sürmez ne kur´ana ekmeğe Sanki gelmiş dünyayı çürütmeye Tümünün gelmişine day day day Dağda domuzu av yapar yemeğe Köyde tekme basar ineğe Ölünce mezara bile girmeyen Soysuzların tümüne day day day

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Ufkunu daralttığım bir geceye düşer gibiydi hüzünlerim Takatsizliğin derman arayışıydı belki de eksikliğini hissettiğim Biraz tutukluk yaptı sanki çizerken resmini bulutlara kalemim Tatlandıramadığım çayımdaki kırmızılıktı nefesimin kanaması Figana uğramış deryalarım var arşına ulaşamazken karartılar varken Tutsaklığı hapsetmek istedim tutmasın naren dilekli begonya yüreklileri Üskürtürken tene dokunamazken hissizliğime yandığıma dökülenler Atlatamadığım engelleri ateşe vermek dumanını içime çekip burnumdan vermek Nazarına almadığın simalar nidalar vedalara tutsakken eriyip giden Fasılsız gecelerin sazsız sözlerine nota döktüğüm kalemler yazmazken Alnımdan süzdürdüğüm başparmağımı okşayan terinde mükâfatsız Çabasız elde ettiğin dünyamın bedelsiz sevdaları kanatsız hayalleri yok şimdi Kekeme kaldığım duygulara anlatımsızlığına küskün dilim damağıma El attığım dağların taşını kaldırdı da taşıyamadığı o anlarda Yaşatılan dirayetle umut edilenlere göz teması değdiğinde yok olur gibi sanki Pervasızca hükmüne maruz kaldığım içli, içli ağlayışım tövbekâr Katıksız susuz yutturduğun sevdayı hazmedemezken affetmek mümkün mü sence Anlatımsız yüreği yaktın ya gidişlerle geri dönüşü söyle bekler mi hiç sende Ayaklanmak için tutmaya bakındığım kuru dalların tozu kalırken ellerimde Söylemler değer mi duyumlarıma işitir mi pişmanlığı sorarım sence Atıfta bulunduğum ayrılıkları okuyorum okudukça kaydediyorum Beynimin allak bullak oluşu nedensiz sanılsa da nedenlerdeki tenler tutsak Kartopu çığ olur ya yamaçtan düşünce bende senden düştüm yıkımım var önüme kattığım Devrilesi ağaçlar koydun gül dallarını kestiğin yamaçlarımda yıkım var Her bir yandan donuk sesler duyarken sessizliğimi sesime hapsederken Salık bıraktığım saçlarım toplanırken örgüler izini çoktan kaybetmiş Sınavımı yine geçemedin dikey geçişler kaldırıldı bu ömürden uzaklık hükmündür Savsata oluşun benim suçum değil sevgisizliğinin darbesini vurmaya kim verir hakkı Yalın kalırken duygular aşınca zamanın merdivenini düşüşlerdekilere dönüşü olmuyor Boşluklar karanlığı kapsarken seslenişim tırmanışta sessizliğime bakışında Kalıp olsun kalpteki yaralar dizer üstüne bir sen koyup belki yeni bir zaman inşa edersin Son basamaktaki ben başlangıçta sen ulaşımın gerçekleşir ancak mahşer gününde Zennehar Yılmaz 16.02.2012 18:30:04

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Yüksek dağları kaplayan sis gibi Yokluklar çökmüş üzerime Gidenler mi yoksa, Ardıma bırakıp gittiklerim mi özleniyor. Seherlerin çisesi vurdu gözlerime güneşten yoksun Göllerin yansımasın da aralanıyor yol verdiklerim Ya gidenler mi çok pişman yada Zaman çok duygulu akıp geçmiş ti. Gülüşlerin gamzeleri yok olmuş.! İşte özlenen buydu sanırım Artık ne ağlayışlar içten acıtıyor Nede gülüşler tebessüm veriyor Anlamsızlık buydu işte görmek mi istemiyordum Yoksa görmekten mi yoksundu gözlerim…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Yüreğin küsmüşse hayata yalan riyasız aşklara Umutların ekmek kırıntısı olur garip kuşlara Soluksuz, kalıp düştüğün dipsiz kuyulara Boşluklarında tutunduğun çürük dal olur sadece İnfilak olmuşsundur hayatın vurduğu dokuz şiddetindeki depreminde Talan olur ruhunda kalp aranır tamir etmek için belli belirsiz Güvenini kaybedersin sevdalarda bir o kadar güvenmek için arayışta bulursun kendini O arayışlardaki buluşların bir çürük dal olur yalnızca sağlam görüntüsü altında Tesirini kaybeder çokça yutkunduğun sevda şurubun Merhemini ararsın deva olsun diye farkına varmazsın yan tesirinin Bir yamaçtan kendini boşluğa bırakmak gibi bir şeydir Düşerken anlarsın fuzuli kopuşunu tutunacak dal ararsın yamaçlarda Elinin değdiği ilk çürük dala takılıverirsin düşmemek için bu sadece düşüşünü ertelemeye yarar hızını yavaşlatır Birden kaybolursun elinde kalan sadece tutunduğun çürük dalın kalır Serzenişler anlamsın gelir duymayı beceremezsin körsündür farkından kayıp zamanınla Sitemin olur sözüme gerçeğime itiraflar yakar ellerindeki çizgilerin kader varış noktasını Kıpırdamaz olur gözlerin yummaktan korkarsın öyle bir hayale dalarsınki unutursun nefes almayı… Her an korkunun nefesi kalır gölge omzunda tozu karışır ayakkabına Silip attığını sanırsın ama yanılgılarda yine çürüyor dallar budaklarda Aşk söylemi sadece tat kalır dudaklarda yakar cehenneminde yüreğini, ancak yağmuru olmaz nisanının Çürür tuttuğun her daldaki tozlar gibi umutlarının yeşerdi sandığın külden ormanı…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

İman Allah kuran Allah dillerim de bin salâvat kalbimde derin yara özlemler tek sanadır Merhamet ya Resul Allah kimim var ki senden yakın derdime derman adın özlemim tek sanadır Nurun ile sula rahim Allah tevekkül kalmasın dilde yürüsün insin kalbe diller sussun kalp söylesin la ilahe illallah Muhammed Resul Allah Zennehar yılmaz 21 Mayıs 2012 Pazartesi

Devamını Oku