Ağlıyor yine gözlerim boşluklara
Damlalarında idamlar var mahkûmlar var
İçimi acıtan çaresiz çarelerim mi var
Kurduğum hayalleri siteme kefen yapıp gömenim var
Yıkılır dünya sanki üstüme ben küstüm candan dostuma
Ne geldiyse felek verdi başıma
Dağıma kar olan sevgiye küstüm
Seyirsiz kaldı baktı kaderim sevene gidene yine küstüğüm
Bedenim canını sende bulmuştu ya hani oda yalan çıktı
Küstüğüm yüreğim sancı içinde gözlerim ağlıyor dağlar biçimde
Yürüdüğüm yollar pranga biçimde ayağıma dolanan yola küskünüm
Dev oldu karınca engel yoluma sevgiye su dökme çürür dalımda
Nerden çıktıysam birden karşına sevdiğim güne aya küskünüm
Yemeğim sevdaymış şimdi karnım aç kapılar kapalı çatılar ayaz
Yağmurlar değdiği yerleri yakar açılan yaraya merheme küskünüm
Duymuyor sesimi yücedir dağlar
Akıtır gözlerim denizler çağlar
Yoluna döktüğüm güllerim solar
Ben benden beni alana küskünüm…
Sunay"ın yaşı daha 14 ve hayalleri çok büyük herkesle paylaşamadığı bir çok şeyi içinde yaşar sürekli hayal kurup bunların gerçekleşeceği günü bekler durur
Sunay bir gün yine böyle bir hayale dalmıştı komsunun evinden gelen hafifçe bir müziğe takıldı ve ne düşüneceğini unuttu ve bu onu çok mutlu etmişti
bu sesi çok merak etti Sunay
Sunay 17yaşina geldiğinde o müzik sesi hala kulağındaydı bir kez duymuş olsa da sözleri de hala aklındaydı
ailesi kalabalıktı ablaları kardeşleri ağabeyleri olmasın rağmen çok yalnız ve kendini sevilmeye layık görmüyordu
sevgisiz kalmıştı sanki yüreği bu yüzden arzu ettiği sevginin hayaliyle yaşıyordu
günler böyle gelip geçiyordu
bölesi bir günde radyodan 14 yaşında duyduğu müziği duyar ve bu müzik onu yine sarhoş etmeye yetti
ve bu zamana kadar kurduğu hayalleri yıkıp silip yeni bir hayale başlar
o müziği söyleyeni hayallerinde canlandırmaya başlar Sunay sanki etrafında o kadar insan yokmuş gibi onu dinleyen anlayan kimse yok gibi hissediyordu sürekli yalnızdı kendi içinde doldurmaya çalışıyordu içindeki boşlukları
yine böylesi bir hayaldi işte müziği duydu birden yine ve karanlıklar ardından gelen o sese doğru yürümeye başladı
yakınlaştıkça artıyordu heyecanı sanki kalbi yerinden çıkacakmış gibiydi
yakınlaştı ve içinden bir şeyler kopup gitti Allah`ım bu ses beni aldı götürdü dercesine
seyrine dalmaya başladı ve birden annesi kızım uyan hadi der ve uyanır ama hala o heyecan aklındadır ve her gece uyumadan o hayali görür ve onunla uyku ya dalıyordu aynı hayalle sabahı ediyordu o hayale başlamadan gözlerini kapa yamıyordu
Sunay simdi 35 yaşında hayatında çok şey değişti evlenip gitti ama o hayali hala gözlerinde var mı sizinde böyle hayalleriniz hiç silinmeyen unutulmayan :))
Elimde orak biçiyorum sevgileri buket, buket
Kurutuyorum…
Unutuyorum böylece hasretli şarkıların nağmelerini
Düşlerken hür olmadan
Bağlanmaların kurdelesini çözüyorum
Üşüyüşümde örtünecek…
Çiçeklerim olduğunu bilerek ölüyorum
Dağılıyor kuraklığında demetler
Tükettiklerimi
Hatırlatırcasına suçluyorum yüreksizliğimi…
Af dilemeye dönmüyorum dilim
İflah olmasa da çektiğim zülüm
Sitemkâr değil,
Saygısızım yüreğime tenime
Avuntusu olmayan yerini alamayan
Bir sevda ki bağrımı karalayan
Susuzluğuma kanıyorum…
Akıntısına kapılıp yok olup boğulmaktır niyet
Kabul görülmeyen duada temenniye
Sancılardaki mahkûmiyet
Sitemkâr değil,
Küçümsenmeyecek kadar çok özlemim var
Zennehar Yılmaz
02.04.2012 13:18:42
Sanma yüreğimi sevgiye kanar bir ömür aşkın yolunu arar
İçimi kopan nice fırtınam var kopmaya bir görsün yıkılma sakın
Kabuksuz kanıyor her bir yaram ilacı olmadı yarayı saran
Kanayıp duran yüreğe vurgun vurmakla kalmaz bu gönül
Aşk mıdır yıkan gönül divanı ömrüme biçiyor birden fermanı
Gözlerim akıyor kendi deminde yarınlar bu günlerin mateminde
Gamsız kalmaz yürek sevdikçe duygusuz olur mu kalp sevilince
İstemsiz sevdalar boğulmuş bende içimde ruhumu bedenimi de
Pervasız sevince bu gönül aşkı tanıyıp tatmadı mı sence
El ayak dermansız her bir düşüm de dillere düşme dimi aşkı içince
Kapılmadım girdaplara nereye varacağını bilmeden dönence
Yürek aşkı tatmadı mı sence, sence de seni sende sevince
Kayıp olur gülden dikeni goncası içime tutuşur bir çam çırası
Bedenimi eritip yok etmedi mi bir ömür uğrunda harcandı bence
Aşk, aşk dedim ömrümü tükettim başka sıkıntı görmez oldu sanki gözlerim
Sancılı ölümmüş aşk ile doğuş uyanış sanmışım, ölüm son yokuş
Aşka tutuklu kaldım mı yoksa ebedi mahkûm mu sence
Yok, ettim bedende atan kalbimi sevdalar saydım her atışında
Hafızam bomboş bırakmışım sende bu gönül aşkı tatmadı mı sence
Korkusuz olmuyor aşka düşünce sevmemiş bir yürek bulamamışım
Kuytular köşeler başka biçimde aşkı bu yürek tatmaz mı sence
Arayışta değil gözüm yaş ile isyanlı dilim infilak içinde
Koparsın deli fırtına bedenim harabe gönlüm yıkıntı bedende
Fakirim doğuştan sevgi içinde küpünü eşeler topraktan çıkar mı sence
Varı yok bunun yürekte acıtan isidir dumanı sende ömürle biçilen
Fermanı nerde dünyayı savurur gönül aşkı tanımadı mı aşkın içinde
Tatmıyor dilim sevdadan başka tat ermeyen ömrüme bin bir feryat
Aşkla yoğrulan âşıklar nerde bu yürek sevdayla boğulmaz mı sence
İbadet saymaz mı yüreğim sevdasını secdesi aşktır tespih acısı
Sabrını çekmez mi bin ömür gönlüme düşen ölüm olmadıkça
Yüreğim ağlamaklı hatırladıkça yaşlarım dökülmez mi inanmadıkça
Ebedi olmuyor aşklar doyunca ölüm ayırmaz aşk sonlanmadıkça…
Yorgun düşüyorum yine karanlığın ardına suratsız sevimsiz
Ben böyle olmamalıydım diyerek kendimden ürküyorum
Sanki bağrımın yangını küllenir güneşe inat bedene bezgin
Yudumlarken aykırı atışını yüreğimin yoruluyorum sensizliği yorumlarken
Temkinsiz yaklaşımlarım vardı ya hani bir türlü alışamadığın
Kabullenişi olmuyor niyedir bilmiyorum şu kendine benzetme çaban
Beni ben gibi kabul etsen ne olurdu yürek yanmazdın belki dokunuşuna
Yalıtımsız kalışlar olamazdı katımsallaşmazdı bedene isyanlar sensizliği yorumlarken
Belli belirsiz puslu aynalar ardındaki gizemdim belki sürprizlere gebe
Yansımalardan korkarken teline köz düştü yine saçlarımın
Gam düştü çekilesi, çocuksu gözyaşı düştü yüreğime ısrarla
Solunum yetmezliği var bu sevdanın aşk buharları yetmiyor sensizliği yorumlarken
Tebessümü solgun gül misallerine sarmalarken damla, damla gözyaşına bürür
Sevdayı sallandırırken kopuşlar olur geride kalan ayrılığın başına altın taçlar
Sensizliği sessizliğe bürürken bensizliği yetim kar bırakıyorum ardıma sana
Dökülmesiymiş deyip akıttığım gözyaşlarına sarmalanırken sensizliği yorumluyorum…
Zennehar Yılmaz
05.03.2012 12:56:53
Yorgun düşlerle uyandım yine sabaha
Aynadaki yüze bakıp ağlar gözlerim bu ben miyim dercesine
Sakinleşmek istedikçe iç çekiyorum üşüyorum yaz sıcağında
Nedensiz dökülen gözyaşlarım sanki sebebini ara sor der gibi
Nedenleri sorgulamaktan o kadar yorgun düşmüşüm ki
Artıkları topluyorum hani vardır ya temizlik hastalık derecesinde
Bende şimdiye kadar döktüğüm hayal kırıntılarını büyük bir titizlikle topluyorum
Bazen deli diyorlar bazen de en iyisini sen yapıyorsun derler
Ama bir an olsun senin içindekinin sana ne kadar ağır geldiğini tartmayı beceremezler
Dışarıdan baka kalmak
Anlamsız bakışların içine bürünmek artık sitemsiz geliyor
Öfke zinciri koptu artık nefret yağmurunun bulutları birer, birer kayboluşta dönmemecesine
Örtüyorum düşleri toz bağlamasın diyerek
Metrelerce uzunlukta bir kumaş baya da pahalıya patladı
Bir önemi yok artık ürkekliğin üstüne de benzin döküp yaktım
Dostluk rüzgârının savruntusunda sallanırken saçlarım
Özümden söküp aldığım sahtelik ardına bakıp giderken sanki ağlamaklı
Sitemkâr olamamanın verdiği bir haz ile el sallıyor
Süslediğim odalar renginden yoksunlaşmışken
Artık temizlik vaktidir…
Gülümseyişleri kaldırdığım raflardan indirme vakti geldi
Sevgileri gömdüğüm toprağı eşeleme vaktidir
Kâbuslu gecelere yıldız serme vaktidir
Öldüğüm değil nefes aldığım günün gelmiş vaktidir bu gün
Yarınların meçhullüğü arayışta kalsın yine
Bu günü arındırma vaktidir bütün fazlalıklarından…
Zennehar yılmaz
20.05.2012 21:03:43
Ay düştü üzerime, geceden ayrı ziyandı sanki
İsyandı geceden düşüşü, zay idi ömrümün pörçüklüğü
Bir tutam dı sanki tebessüm her an gelip kayacakmışcasına
Biraz bay der gibi ömür ayak ucumdan çıkarcasına....
Eziyet olmasın sana gülüşlerim
Dön ardına git bakmadan git
Pişmanlığım olmasın, olmasın imkânsızlığım
Donuk kalsam da bakma ardına git
Ayrı değim tebessüme ziyaden
İadem değil ağlatışına sitemkâr oluşum
İçtenliğim bu değil sahtekâr oluşunadır bu isyan
Savurgandı yürek tohumları rüzgâra kapılıp giden
Kimliksiz bıraktığın ruhum isimsiz bıraktığın yüreğim
Göremediğin bir ben daha vardı çığlıklarına boğulan
Ummadığın anlarda el kaldırıp dua da olan
Hiç olmayacak bilmeksizin özleminde yudumlarım
Aldırışı olmayan göz süzmelerim oldu dolduğu anlarda
Eğeye vurduğum öfkelerim oldu sitem ardında tebessümle gizlediğim
Yarımlar bıraktın yüreğimde kuruttuğum hayaller
Ürktüğüm karanlıklar sokaklar yangınlar kaldı
Tahammülsüzüm artık silip atmaya çalıştıkça
Üstüme, üstüme gelen kâbuslara döndün ömrümün
Üstlendiğim sevda yükünün altında ezik mağrur buruğum
Demsiz uykuların ürkütücü rüyasıyım
Dünyasıyım belki de ayrılığın yangınıyım ya da sönmeyişin
İnce, ince işleyiş var nakış gibi yaralar kanadıkça büyüyen
Ağaç kovuklarına sakladığım sevda buzları var değmesin ateşlere
Çözülmesinler ürkek kalsınlar hep dökmesin gözyaşını
Silecek mendil aramasın gözlerim
Tebessüme boğulsun gerekse sahte olsun özlemsiz acısız olsun
Sadece tebessüm olsun düğümleyen boğazımı
Yara olmasın kanatan aşk olmasın ardına bırakan
Tebessüm olsun yarına doğan…
Zennehar Yılmaz
06.02.2012 09:40:28
Seni sevdim; yaraladın aldattın
Yüreğime ayrılık hançerini çekip sapladın
Revamı sevene böyle kıymak
Sevgisini çamura kire bulamak
Yüreğim sevdi kolay mıdır unutmak
Bir can bendim ben sende
Sendeki hala bende bendeki bu bedende
Umudum var doğan güne karalara buladın
Sevdamı kefene sarıp beni kırıp parçalandım
Dünya değil tek sendin çare olmuşum aşkı virane
Olmaz derdime yepyeni sevdalar hep bahane
Gururumu yok ettim gece gün kapında yattım
Böylesi sevmiş idim seven hiç böyle aldatılır mı?
Masumdu melek gibi tertemiz ipek gibi
Yok, ettin her ne varsa kin doldurdun içimi
Şimdi uza haydi git kime eğilirsen eğil
Bedduam aşktan olsun boş koysun hep kalbini
Yanına yaklaşmaya bir kediye hasret kal
Kalbin kapkara olsun aydınlatmasın hiç güneş ay
Artık uzak ol benden gözüm görmesin seni
Ne sevinip mutlu ol ne kimse alsın seni kalbine
Perişan olsun dünyan muhtaç kalasın sevgime
Hakkım bundan sonra haramdır kalbim yasaklı sana
Ne bir selamın gelsin ne de kuru merhaban
Gözlerim kör olsa da yüreğim savruk
Kocaman dünyayı göğüslüyorum
Aydınlık perdesi kör bir karanlık
Kendi dünyamda kayboluyorum
Bedenler sevgiyi ara doyunca
Ebedi son değil ölüm olunca
Kazdığım kuyular boylu boyunca
Yakarım bu kalbim bomboş kalırsa
Acıtan yaralar açma göğsüme
Üşürüm şalımı örtü ver ne olur
Kabuk tutmaz gönül ebedi yaram
Darlığa başını koymadan gel beni ara
Sağlığı kaybetmiş gönül murada
Ermeden ölürmüş gitmeyen gördün mü?
Kapa yar yüreğin kapama
Mezarcı bulunmaz ölen çok ama
Kalbime kazmayı atan sen olsan
Bu bedende can çıkmaz ölse umursamaz
Gel yaban gülü sende gel eyle
Gönlüne bir fidan dikte gül eyle




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...