Zennehar Yılmaz Şiirleri - Şair Zennehar ...

Zennehar Yılmaz

Dem almış yine çayım bardaktan taştı taşacak Tıpkı yüreğim gibi yakıcı ve sımsıcak bir o kadar donuk Parlaklığı can alıcı sanki içmeye kıyamıyor insan Şekeri az mı olmuş ne bir tutam daha sevgi katar mısın yüreğime Korkma sevgi sarhoşu olup hastalanmam Ben bu tat oldukça hep daha iyi hislerdeyim Bir türlü tatlanmıyor eksik sanki bir şeyler Mücadeleden yorgun mu düştüm ne hissedemiyorum tadını alamıyorum Kızıyor musun kendine aynı ben gibi Ya da öfkeli misin isteyişime dilenişime sevgini Takılma öfkenin yelkenine korkarsın solarsın çayımdaki şeker gibi eriyip gidersin İşte ürktüğüm bu benim elime aldığım bardağımın elimde darma duman olması gibi Senide yüreğime almaktan çok ürküyorum Param parça olup solmandan korkuyorum yanmandan korkuyorum ateşsiz Alevsiz harlardan yangınsız korlardan korkuyorum Bilmem ki ben böylesi nasıl seviyorum Dengesini kaybedip yere düşen yaşlı cam ağacı gibi olmaktan korkuyorum Senide yüreğimde ezip kurutmaktan çok korkuyorum Nasıl bir histir nasıl bir sevgidir isyan ettirmiyor Küfrettirmiyor ne silah çektiriyor ne kurşun sıktırıyor Ben nasıl sevmişim sevmesini bilmedin deniliyor… Uykularım bile bölük, bölük yağmalanıyor ben yine korkuyorum kapamaya gözlerimi Ya uykuya dalıp seni bulamasam diye ya göremezsem Rüyalarımda dokunamazsam hissedemezsem diye ben ölmekten korkuyorum seni bulmaktan değil ölüp toprak olmaktan Seni bu bedene hapsetmişim bedenimin sol köşesine kazıdığım seni ölüp mezar taşına yazmaktan korkuyorum ben nasıl sevmişim seni… Sen, sen, ise itama tabi tutup sende kalp yok derken bile senide mahkûm etmekten korkup susmaktayım söyle şimdi ben nasıl sevmişim seni… Zennehar Yılmaz 28 Eylül 2011 Çarşamba, 15:11:45

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Kördüğümdü içimde duygular.. Sensizken umudumu yarınımı çaldılar Ne kışım bahara vardı uyandı Ne gecemdeki dilek yıldızı kaydı İhanetini koydum mey kadehine Yudumluyorum şimdi ağlaya, ağlaya Diner sanmıştım sancısı zamanla Hani alırdı ya ihanetin devasını… Şimdi ağladığımın sen süz sefasını Kalbim çoktan kırık yoktan ölümü düşlerim Çıkacak en son soluktan, Aylar yıllar geçiyor içimdeki öfkem dinmek bilmiyor Gün gelecek sürdüğün sefanın saltanatı sönecek Vurur keşkeler inin sancılı krizi Gör bakalım o gün geldiğinde kimin yüzü gülecek Etme zülüm der ey kulum Gün gelir saltanatın düşer Gözlerin ağlar yaş dökülür Pişmanlığıyla kalbin senide yakar kavurur… Zennehar Yılmaz 19 Ocak 2010 salı

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Sonbahar yağmuru değdi gönlümün duvarına Islak nemli bir o kadarda rutubetliyim Sevgin naftalin tozu gibi azda olsa alıyor nemini Gözlerinin kahverengi bahçesinde yürürken Kirpiklerinin okundan kaşlarının yayından ürküyorum Başlangıçlarıma cennet sonlarıma sonbahar getiren sendin Avokadolar yetiştiren amazon ormanlarına döndüm Hiç dindiremediğim alışkanlığında hüznü barındırdın Gözlerin ile yüreğime… Saçlarımı hamak yapıp uyuttuğum geceler isyankâr bana Gazelini topladığım toprak üşüyorum diye haykırıyor Kulaklarım sağır gönlüm mahpus Gelme duymaz işitmez gönlüm Ne kadar bağırırsan çağır… Çağuli gül dalları arasından sıyrılmaya çalıştıkça, Yırtıyor tenimi bedenimi dikenin Ayık bulamıyorum kendimi sen benden gittin gideli Günümün güneşi gecemin matemi… Gece gün dinmeden boranlarla yarışırcasına akıyor, Akıyor, akıyor sonum olmuş bahar yağmuru Meltemler ağlıyor korkuyor gürültüsünü yansıtmasından, Duyurmasından gökyüzünün… Yine nemleniyorum sensiz demlediğim çayımın buharında… Zennehar Yılmaz 25 Eylül 2011 Pazar, 16:45:59

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Ebedi olsun yüreğim deyip seveceğim İnatla yalan dünyadan geçeceğim Ölüm herkese yakışır ama bana Gelinlik olup giyeceğim… Yalvarışım var duam var Beni benden alan resulüllah Derinliklerimden inancım var Kulum sana, kula köle değil Yalnız sana dönüp yöneldim Ellere değil… Bir can verdin Yürek verdin, emanet tekrar sana döneceğim… Dua katığım mucizen balım reçelim Tadarak kendimden geçip Keder acı sos ekmeğime sürüp Sendendir deyip tebessümle yiyeceğim… Aşk ki tattım ilahisini yaktım gönül kapısını Gelen yar sensin ömrümün tapusunu yalnız sana verdim Ya Rabbel alemu ya rahman ya Allah Rahmetini yağdıran cennetül alam… Zennehar Yılmaz

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Sakladım bir ömür içimde yangını Kül olunmuyormuş bunu anladım.. Ayrılık çalsa da her gün kapını Güneş her gün doğuyormuş bunu anladım…. Ağlamaktan kararan gözlerim Tebessümle de yaşlanıyormuş onu anladım Düşmez sandığım deli yaprağım Hazanlar süpürürmüş onu anladım… Kalbimde mühürler erimez sandığım Yüreğinle yüreğime akarmış onu anladım Takılmaz sandığım al peştamalımı Çıkarıp atacak yel bulamadım onu anladım… Ben seni kalbime mühür yapmışım Neden kırılmazmış onu da çok geç anladım.. Aşk kapımı artık çalmaz sandığım Oysaki çıkmaya kalbimden delik bulamamış Yüreğimde seni idam ettiğim. Bendeki senmişsin onu anladım. Sendeki beni yok etmeye ne kin ne nefret Ne sitem ne de ayrılık şerbeti içmeye Söz bulamadım onu anladım Zennehar Yılmaz 30 Aralık 2009 Çarşamba, 21:03:14

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

İflah olmuyor seviyor seni yüreğim Takmış gönlüm gözlerinin ahengine Yanmak değildir dergi galesi sevdi Tıkanmaz yüreğimin akan deresi Açmış her yanımın baharı gülü goncası Sevmeden seni gönlüm yapamaz ki Seninle gören gözlerim kör olsun varsın Tıkanmaz sevgi akar sana yürek deresi Kapılarından sakladım anahtarları Yok, çıkışı yoktur kaçışı hapsolmuşum Tuttuğun dileklerin bende kabuldür Tıkanmaz sevgisi coşar sevgi deresi Esen rüzgârları kaldır aradan gayri Sevdim seni ölümdür sonu yaşatan Aşikârım müptelanım artık anlasana Çağlar köpük, köpük sana sevgi deresi Sözüm kesilmez dilimden söyler Sevdiyse gönül buna kar etmez Ayrı dünyaları düşlemez sevdasız Yolunu bulup sana varır sevgi deresi

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Birikintiler ardına çentik attım Yolumdan şaştım ama bir türlü aşamadım. Belli belirsiz izler bıraktım ardıma nedensiz değildi gidişim. Hep birçoktu kaybedişim umarsız kalmadım Etrafımda dönenlere. Yıkıp geçecek bir yürek Ezip parçalayacak bilek besledim Ayrılığı değil birleş ilişi özledim gözledim... Tokadını yediğim Fransız kaldığım Dudaklar vardı hep gerçeğimde, Bilinmesi gereken şuydu hayalle dolup taşarken Nedensiz ben sensiz değildim... Naralarım vardı ücra mağaralar da duyurmak istediğim Ama duymamanın hiç bir önemi olmayan Bir bütünüz dediğim ağaçlar altları evet Evet, onlar duysa yeter dökmeden hazanını... Aramaksızın buluntuymuş düşlerimin derinliği Uyuyuş değil uyanışım var, Naralarım var bütünümdeki sene... Zennehar Yılmaz

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Şimdi senden uzaklarda salıncaklar kurdum Söğüt dallarında aşkımı bin parçaya bölüp gittin ya hani Hani ben yürekten sevemezdim ya Şimdi parça, parça kırıntılarını toplayıp salıncaklara koyup Rüzgâra bırakıyorum belki sana varıp aşkı bilmeyeni sana anlatırlar diye Kopsa en deli fırtınalar yağsa da ak düşmüş saçlarıma bembeyaz karlar Geri dönmezsin ya hani belki özleyip gelip bulacağın yer Kurduğum salıncaklar altıdır Bedduamı esirgiyorum yinede terk edip gidişin koysa da, Yağmalayıp yıksa da içim parçalansa da Kıyamıyorum yinede nazlı bakışlım hırçın duruşlum sana Kaybolup gidişin vardı ya engebeli Yollara baka kalmış hala sevdalı gözlerim Yüreğim Dön diye haykıramadım ya yine kendine kızar gözümdeki yaşlar yakarışlar…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Çıktım kara yoluna neler çektim uğruna Kalbine taş basma ben uğrarım yanına Geçemedim bir türlü köyünün deresini Gelince öperim kız yanağın elini Kalmadı dizde derman çıkamam bayırları Kız o kadar yüz verme görmezsin hayırları Yamadan yapmışıdum omzundaki çantayı Ben yanına gidince hep saklanıp kaçayi Kamaşıyor dişleme kız eriğin yeşilini Çıkıp dalda oturma kuş sanıp vururlar seni Saçın başın savurma kalbinden beni kovma Geleceğim kapıya açmadan beni gönderma Dere suyu bulanır ayağını değince Sevdalık yapılır mı göz göze değmedikçe Yanağın gamzesine gülfidanı dikeyim Beni sevmesen de bırak ta ben gizliden seveyim…

Devamını Oku
Zennehar Yılmaz

Alamadım rüzgârından selamını Döktü gam yüklü kelamını Hasretle beklermiş gönül dağını Yağmurların serpilsin gel güneşin ısıtsın gel Morlu laleler yetiştirdim pembe saksıda Büyüdü yeşerdi yeşer dide çiçek açmadı Bir tene meğersem muhtacı varmış Yağmur ol güneş ol dokun laleye ihtiyacı varmış nurlu periye Ses verin dağlar yansıtsın beni Özlemler sarmış sarkıtsın beni Gözlerim zincirli yeter çarkıtsın beni Gece ol yıldız ol ayazıma çise ol ruhumun meleğe ihtiyacı var Özlenesi duygular sıyrılsın gamdan Çocukluk işte küçükken atlardık damdan Peyniri ekmeğe çalardık dolaptan Ey gül yüzlüm bobikler yeşerdi gel otur yiyelim yine balkonda Delidir akar coşkundur Çoruh Kenarındaki kuşlar sesini özlemiş Çığlıkları çizmiş yosunlu kayalar Ey gülüm kayalar yanarım söyler Çoruh’un suları akmaz olurmuş Zennehar yılmaz 05.05.2012 20:30:25 not bobik (cevizin yeşil hali)

Devamını Oku