Bakamadım aynalara yokluğunda
Gözyaşlarımın buğusu sarmalamış
Aynaları... Sen gideli yıllar oldu
Bense bir kez olsun haykıramadım
Seni seviyorum diye kimselere
Sen ellere karıştın
Bense gözlerimden akan sellere
Sen gittin ya, gülüşlerimi
Sen kokulu bir zarfa mühürledim
Postanenin adresi bulunamayanların
Mektuplarının bulunduğu
Tozlu raflara kaldırdım
Sen gittin ya…
Her şey herkes bir nefes bir damla bir kış bir yaz
Değişti her şey anlamlı ya da anlamsız yaşandı yine
Her şeye değer bir duyguyla döner durur hiç değişmez
Mevsimi değişir, saati değişir, insanı değişir, değişmezsin dünya
Sevgi ektiğim yürekler değişti canlar değişti bedenlerde ruhlar değişti
Yağmurlar değişti çamurlar değişti sevdalar değişti sen değiştin
Yangınlarda harlar, yağmurlarda boranlar, sofralarda tuzlar değişti
Derdim değişti, sevincim değişti, sen değişmeden hep döndün dünya
Kurduğum hayallerdeki hisler değişti, rüyalar düşler değişti,
Aşk değişti, şans değişti, sevdalılar şehrini deprem vurdu, oda değişti
Yaralar değişti, sargılar değişti, sevgiyle sarılanlar acıyla değişti
Her şey herkesten bıktı be dünya sen bunca insanınla döndün ya dünya
Dillerdeki küfürler değişti ellerdeki çiçekler değişti nağmesiz kaldı türküler değişti
Saflığın temizliğin adı değişti hükümdarlığın mührü değişti
Duruklar bile değişti hani sevdalıların bakış noktası olan duraklar değişti
Dünya sana âşık güneş yıldızlar ve ay her şey sana bakar her şey değişti sen değişmezsin dünya
Zennehar Yılmaz
20.01.2012 21:51:22
Gözlerini açma geçen yar olur
Yüreğin yaktırır ele gelin olur
Açma gönül kapını giren çıkan çok olur
Kalırısın gurbet elde küle döner yanarsın
Çıkarma elin cebinden elin tutan çok olur
Sen sanır sın senden öncesi yoktur
Hâlbuki en son tutan el sen olursun
Korkma yârin gezdiği yerlere gitmekten
Yardan sonra çok gezenlerde olur
Nazlı yârin izleri çoktan kayboldu
Sevme sevenin kaderi böyle olur
Yüreğine bir girdi mi alır gider kaybolur
Sevgi deryasına daldım bu gece
Gözlerim açılmaz sanki çekilmiş perde
Sevgime kavuşmaya yeterli tek bir hece
Seviyorum ölüyorum sevgi gel gayri
Sevgim siz yok dünyanın bana hayrı
Gözleri zeytin tanesi saçı kuzu yavrusu
Dilleri bal damlası elleri pamuk tarlası
Sözleri uykuma gece lambası ninni çalgısı
Seviyorum ölüyorum sevgi gel gayri
Sevgim siz yok dünyanın bana Hayri
Günün aydınlığında yüreğim kapkara
Yine bulutlar sürdüm güneşin önü sıra
Beklentilerden sıkılmış bir ruh hali
Yaşanılmışlığın tüketilişin den üzgün
Kahvaltıda bir dilim ekmek birde kaldıramadığım sözlerin
Güneşin batışımı
Gözlerinde kaybolmak adım, adım
Yoksa gecemin kararması mı?
Gizemine boğulmak,
Sersefilim anılarla
Ömrüme ömür kat bakışınla,
Güneşim gibi ısıt yüreğimi,
Isıt ama yakma ayrılıklarla
Bir olta ucuna takar gibi,
Savurma yalnızlıklara…
Savurma deli dalgalara,
Mahkûm etme beni
Bırakma sevdanın girdabına
Bırakma sıkıca sarıl deli sevdana
Sakın bırakma kuytulara.
Koparma yüreğinden sevdamı…
Gitmek, unutmak, susmak, durmak, yalnızlık,
Hangisinin yükü daha ağır diye düşünürken
En güç olanı beynin tükenişiymiş.
Esir bir dünyanın köle duvarının çizelgesin de kalmış
Matematiksel resim gibi kalıtsallaşmış bulgular
Kanıt kalmış ne ilerisi ne gerisi var…
Gözlerim buz tutmuş ağlayamaz
Yüreğim yas tutmuş dağlanamaz
Bir sevda pınarıyım taşmışım daha taşamam
Bir yüreğe verilir mi böyle bir ceza
Dünyada cehennemi layık görülür böylesi sevene
Ağlayarak yaslandığım duvarlar
Haykırışlarda isyanlarda dayanılmaz acılarda
Bir sevenin ölüm hıçkırıkları duyulmaz mı?
Duyulmaz mı yüreğindeki çırpınışları
Sözler kesildi dilimden lal oldum
Bir zalim eline düştüm kül oldum
Aşkımın şehitler mezarlığında
Kazılmış mezarım bense habersizim
Aşkın şehitler mezarlığında küllerim
Ne rüzgârlara ne yaprağa Nede delice çağlayanlara
Veremez miydin küllerimi senin olmadığın bir diyara
Ben sevdamın şehidiyim buz tutan gözlerim senin eserin
Yas tutmuş yüreğimin tek katili duy sesimi
Sen benim aşkıma sıkılan kurşun kadar bile
Değerli değilsin sevdam gibi benimle
Sonsuzluğa ulaşacak sıkılan her bir kurşun
Ebediyette bir borç olarak senden aldıklarımı
Bana layık gördüklerini sana geri vermek şartıyla
Kapadım gözlerim
Dalından düşmekten korkan çiçek gibi
Üşüyen bir bebek gibi
Güneşten kaçan gölgem gibi
Uzakların gelmesi gibi
Canımın değmesi gibi
Ruhumun erimesi gibi
Sensizlikten değil yalnızlıktan bu sitem
Attığım her adım bin hançer saplıyor yüreğime
Kapalı kapılar ardında ağlar dururum
Sessizce köşemde gözyaşımda boğulurum
Gelmiş bahar hüzünler katlı içimde
Yağmur damlalarında gözyaşımı döker dururum
Yeşermiş yaprağım durgun akarsularım
Ben senin hasretinden ölen sevgiliyim
Acıtır canımı haykırışlarımın sancısı
Yakmasın ruhumu sessizce çekip gidişin
Bedendeki yeşeren sevgi tomurcukları
Sensizliğine sevgimin kürek çeker durum
Bir yudum su ver susuzluğuma
Bir ses ver içimdeki yalnızlığıma
Ayrılık sancısı sarmalamış yüreğimi
Merhem ol vefasızım hasret duvarlarıma..




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...