Gönlüme kurduğun dert köprüsünü
Tufanlar kopup da savurup yıksın
Kinayeli verdiğin her bir sözünü
Tutmayan dilleri lüzumsuz kılsın
Hidayete ermeyen gözüm aşikâr
Umudun salını sürüp savursam
Geceler ismini bir, bir sayıklar
Sarmayan belini lüzumsuz kılsın
Ebedi sanmıştım sevgi ekeni
Gönlüme serdiğin kaktüs dikeni
Gün olur özüne batıp çıkmasın
Her günü güneşin lüzumsuz kılsın
Dağlarda kovuklar da yatar bedenim
Koyun keçi çayır her gün güdenim
Etimle kemiğime bende büründün
Donsun kanın akmasın lüzumsuz kılsın
Şeytanı sen ettin musallat yoluma
Başımı eğdirdin hakkın kuluna
Müfessir oldum sayende eşim dostuma
Gözlerinden akanlar lüzumsuz kılsın
Kalbimi mahkûm bırakıyorum sevgisizliğe
Kimse sevgi merhamet aşk dilemesin kalbimden
Ruhum dilenci elbisesi gibi yırtık pırtık yamalı
Kendine hayrı yok ki boş yere sevgi beklemeyin benden
Yeşermiyor otları gönül bahçemin kupkuru her ne kaldıysa
Boş verin yüreğimi mahkûm bir serde bir yudum sevgi dilenmen benden
Beynim algılamıyor artık sevgi çemberlerini dolanmıyor bedenim
Karanlıklarda nokta ışık aramayın bende yok ettim kalbimde sevgiye dair
Kendimden nefretim şaşmıyor koskoca dağlar çıkıyor önüme yolum aşmıyor
Bedenime değen sevgiler taş olup kapanmayan izler bırakıyor
Hissetmiyor tadına varmıyor yok ettim her ne varsa mahkûm bıraktım kendime
Sevgi kuyuları açmıştım sıra, sıra öyle derin öylesi varılmaz derinliklerde
Şimdi sıra, sıra kapadım tüm sevgi boşluklarını karaya buladım ayın bıraktığı beyazlıkları
Dondurdum zamanı ortada bıraktım bedenimi
İmitasyon sevdaları yaktım gönül cehenneminde
Bir dilim sevgi beklemeyin benden ruhumla böldüm bedenimle gömdüm kalanı
Acıtıyor mu artık diye sormayın sevgi güllerinin dikenleri
Kalmadı yeşeren bitkilerim bana hayatı renklendirecek ne varsa küle buladım
Şimdi benden sevgi dilenmeyin merhametimi sevgi mezarıma taş yaptım
Yazısını ruhunu sitemle bitirdim noktasız hayat soru işaretsiz mahkûmiyetteyim
Kimse sevgi, merhamet, aşk dilenmesin kalbimden…
Efkâr bastı gönlümü
Yine düştün aklıma
Perişan gezdim durdum
Yanan Laz âşıkları
Alamadım dersini
Aşkı yaşayanlardan
Neler geldi başıma
Anlatın Laz âşıkları
Kor olur yanan ateş
Sevdalık çeken çilekeş
Ne kül oldum ne ateş
Yansın Laz âşıkları
Derde salar ömrümü
Açtıramam gönlümü
Gözümün akar seli
Siler Laz âşıkları
Müfrezeler kurulmuş
Dertlerim hazır bekler
Gönlümdeki ateşi
Söyler Laz âşıkları
Yine sessiz imtihanlar soluksuz nefes alışlar
Yarınsız bu güne dair dualar
Bağrı ezik dağlara yaslanışlarım
Dolusundan bir göz pınarı daha felek kadar karşılıklı doldurup veriyor
Tanımsız duygular hissederken mutluluk huzur karmasından ayrıştırmamak ne mümkün
Tutunamamak nefesi boşa harcamak
Sevgiye hasret bağlarım meyvesiz
Geçmiyor gençlik çağlarım her şey çaresiz
Sevgide yalan aşkta yalan dünyada yalan
Boynu bükük gezer, gezer ağlarım derde bağlarım
Lütfüne ermez varsa gönül koşup aşkına
Taşındım senin istemesem de gönül köşkünden
Giderken bomboş duvarlara kokumu kazıdım
Az değil yüreğimde sevdam gönül yakılmış
Azalmış sanırsın pınardır yürekte sevdan
Gözümde sevda sele döndüğünde anlayacaksın
Yarına seni miras gömdüğümde beni tanıyacaksın
Açılsın sayfalar bana bırakılmış kendini bulacaksın
Kopmasın bağları dağından eteğinden kopup
Issız bir ocak tüter uzaktan gördüğünde
Sobasında sıcak çorbası ekmeği bulduğunda
Kavuşmaktır sevdalıya işte o bayramındır
Yürümektir koşmaktır belki de dağdan aşağı
Çığ gibi çoğalarak önüne her geleni içine alarak
Yaklaşmaktır umarsızca yıkmaktır belki de
Bayramdır işte kavuşmadır kayıp sevdaya
Bir yanım hep eksik kaldı geçen ömrümde
Ne diledimse oldu fazlasıyla belki de
Umutlarım ayyuka çıkıp gittiğinde düşündüm yine
Bayramı yaşamak sevdalıya koşmakmış, ona dokunmak değil…
Ruhuma ilaç ömrüme benimle gölge, güneşimle sıcaklık, gecemle aydınlığım, sesime nefes dünyamın bütünlüğü, içimdeki taşan çağlayan sevda.
cümlendeki heceyim.. Üstünü örten geceyim kimse görmesin diye sessizce geleceğim...
Sonsuzluğun resmini ciziyorum. Bak gör seyreyle, göremezsen üzülme AŞK sonsuzluk görülmeyecek kadar uzak sevgimi taşıyacak kadar büyüktür...
Sevgimi elek ettim eliyor zamanları, sevdiğime selam gönder bu zamane sazları, gönlüme sunduğun sevda çeşmesinden, kana, kana içeyim seninle sonsuzluğa kadar.Ört sonsuzluğu gözüme seni sevdiğim kadar...
Sevemedim kimseyi boyun eğecek kadar, al boynum kıldan ince, kopar gözün kırpmadan, sevdama inanmasan bir kurşunluk değil bir söz kadar canım var...
Seni çok seviyorum birtanem
Kalbim durak değil uğrayıp geçmeye
Sevda bir çeşme kanarak içmeye
İçtiği her yudumdur dert çile içine çekmeye
Ruhum tek değil bir bedende var olmaz
Girdiği her yürekte bir parça bırakmadan ayrılmaz
Bir çelişki değil mi kalpte sevdalar
En derin yarayı açana ağlar
Yaşar unutmak için nice sevdalar
Dökülen gözyaşında unutmak istediğini arar
Kesilse de dilde fermanlar kalmaz ki dizde dermanı
Sevda kanununda bellidir yananın fermanı
Kalpler taş mı gözler yaşlı sevdaya bulaşmış,
Ruhlar kararmış aydınlığı merakla bekler durur
Her yeni sevdada bin kere öldüm
Her ayrılık sevdamın sonu ölümdür
Ayrılık insanı kalpten vurur öldürür
Kalpsizlere sitem kabul günüm bugündür…
Gözüm görmese de yüreğim seviyor
Her uykuya dalışımda seni sayıklıyorum
Yüzüm gülse de kalbim özlüyor sensiz ağlıyor
Fırtınadan çıkmış parçalanmış gemi gibiyim
Demir atacak dermanım bile yok
Kanadı kırık bir kuş gibi kalbim
Kalbinden başka kalbe konup ta duramıyor
Aç yüreğinin kapısını ben geldim
Kapıyı çalmaya elim varmıyor
Gözlerimin feri söndü
Senin gözlerinden başka göze bakamıyor
Aç gözlerini belalı sevdiğim
Gözlerine bakmazsam ölüm sonum oluyor
Uyan artık ebedi yattığın derin uykundan
Yüreğim sensiz nefes alamıyor
Bir bakışın yeter bahar açmaya
Bir gülüşün yeter kalbimi ısıtmaya
Bir nefesin yeter rüzgâr olmaya
Bu yürek sever uğrunda dünyayı yakmaya
Aç gözlerini belalı yârim
Kapıların kapalı ben ardında kilitli kaldım
Yürek sevince hiç dinlemiyor
Sitemler sanki sözbirliği ediyor
İçimde sancılar hiç çekilmiyor
Ruhum mu suçlu yoksa hayaller mi?
Açılan gözler kapanamıyor
Sevgiyi görmeden aydınlanmıyor
Aynası aşktır baktıkça canlanıyor
Ruhum mu suçlu yoksa kalbim mi?
Kırsam aynalar içim parçalar
Sevene sevme demek ölüm aralar
Kapanmaz olur açtığım yaralar
Ruhum mu suçlu yoksa hayaller mi?
Bereketi olmaz lokmam doyurmaz
Ekmeğim küf tutar gönül doldurmaz
Yüreğe ekilen ekin ebedi solmaz
Ruhum mu suçlu yoksa hayaller mi?
Noktasız bırakmışım kalbimi sende
Sevdanın destanı tükenmez kalemde
Öyle ki gelirsem kapına günün birinde
Söyle ben mi suçluyum yoksa aşk mı?
Sokak kapını kapatma sakın açık kalsın
Kalbindeki güller den goncan olmasın
Yürümem uzak yollar dar uzamasın
Söyle ben miyim suçlu yoksa kalbin mi?
Yine düşünceli bir haldeyken bu günü dünü sorguluyorum
Belki siz yaşayabilir miydim acaba diyerek
Belki öyle değil böyle, böyle değil şöyleler
Bitmiyor cümleler son noktalar koyamıyorum
Anlıyorum derken bile anlamsızca bir bakış atıyorum
Gel oturup iki sohbet edelim derken sitemler başlıyor
Haksızlığı yüklüyorum sırtına haklılıklar benden yana sanki
Çok mu bencilce düşüncelerim ya da tek gerçekçi ben miydim?
İllakiler vardı satır aralarında ama yine noktasızdı sitemim
Anlam yüklemekten kaçındığım cümleler çıkmak istemezken
Ellerim sitemkâr diliyle harekete geçiyordu
Yoruluyorum nefesim kesiliyor artık hakkaniyetler bitiyor
Haksızlığı düne terk ediyorken hak ettiğim mutsuzluğu avuçluyorum
Ekmeksiz yediğim katık gibi sanki dünü unutup bu güne yorulmak
Kendi infazımı yasalaştırmaktır belki de tek hakikat
Sorgularım sana düşerken ben paylandım zaten üzülme
Kendime dönmeyen dilim sana dönüşünde duyumlarını algılıyor
Zorluğu başkasına yüklerken hep, hep kolaylıklara yöneldim haksızca
Tükenişler… Bitişler noktasız, virgüllere konmuyorsa
Sebebi konusuzluğumun başlık bulamayışındandır
Tercümeyi sana bıraktım payımı aldığım sorgu ekmeğinden düşüşleri sevgilerim oldu karıncaların payına düşen kırıntılarla doyarken ruhumun tükenişiydi…
Zennehar Yılmaz
23.03.2012 19:41:42




-
Mustafa Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
-
Zennehar Yılmaz
Tüm Yorumlarsayın zennehar hanım
geçmişten günümüze giresunlu şairler Antoloji adlı eserimizin son aşamasındayız. Eğer Giresunlu iseniz 1 adet resim,5 adet şiir, ile 5 satırırı geçmemek üzere zgeçmişinizi ([email protected])
adresine atarsanız. antolojide yer almış olursunuz.
Musta ...
Yüreğine darbeler değil, kalbimi vurayım. senin sevgine layık değil, karşılığında sunulayım her zerrede aşk, her aşkta sen varsın. kanda canda cansız bedene can veren ruhsun senı oylesı sevdim ki ölüm bile bana acı değil en büyük hediyedir sevdiğimsin can damarım sın ruhumsun kalbimden akan bir nehi ...
gerçekler. biz nasıl bir yapıya sahibizki gerçeklere göz kapayıp hayali büyütüp yaşıyoruz sonrada kırılınca yıkıma uğruyoruz. sevgiyi bile kat kat artırmak yerine karşımızdaki hata yapsada diyecek söz hakkımız olsun diyerek pusuda bekliyoruz. yaradan kadar kudretli olamasakta hatalarımızı örtmesini ...