Bir cep saati dünya, ters yüz olmuş,
Kendi izini kovalıyor içimde zaman.
Ne yönü ne bir durağı kalmış gecenin,
Akrebi sökülmüş bir kadran zihnim,
Kendi gölgesine basıp geçiyor zaman.
Rutubetli bir muamma gecenin körü,
Şimdi isyanım kendime...
Katlanarak artıyor öfkem içimde.
Zindan ettim bu hayatı sevgiliye, kendime...
Yine isyan, yine öfke... Dinle!
Katlanarak artıyor içimde biriken nefret,
I’ve forgotten all my grievances by now,
Stuck in a Saturday that feels like Friday's hangover.
Under my eyes, the shades turn from magenta to deep purple,
Stepped out of my own mind, cleared the space;
Walked through the streets without casting a shadow,
Desolate roads, detached from everything...
Söndü Işıkları Şehrin
Vakit Sevdayı Çoktan Geçti
Titriyor Uykusunda Bir Kuş
Acaba Rüyasında Ne Gördü?
Dünya Yeşil, Sevdalar Pembe
Ben İse Kalmışım Derde
Nerede o hayran olduğum gülüşün?
Kim çaldı sevinçleri bizden?
Hayaldi mutluluk, düştük en derine,
Bir sevda bitti, bak ellerime...
Doyamadığım o gülüşün nerede şimdi?
Şimdi sen,
üçü beşle çarpıp elindeki on beşle ne yapacağını düşünüyorsundur.
Ben ise,
rüzgârların savurduğu hayatımı.
İşsizim.
Birileri birilerini alkışlarken,
Birileri birilerinin yalağından akanı topluyordu.
Kutsallar yerli yerindeyken,
Onlara kalsa sayelerinde yüksekte duruyordu.
Oysa yıllar önce kurtulmuştu Sakarya,
Birileri sövedursun başkomutana;
Ekranlar yanar, yalanlar saçar ışık,
Binlerce ruh, karşılaşmış kör dövüşte.
Kim haklı, kim haksız, kim kime aşık?
Herkes bir başkasına ayar vermekte.
Trend olmuş troller, hep sanal kavga,
Yalan yok yalnızım ve üşüyorum,
Avucumda hırpalanmış geçmişim,
Çok zamandır kurumuş yaşlarım;
Gölgesindeyim dar bir sokağın,
Sessizce yürüyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!