Aciz bir kul
Binbir türlü nimetten,
Haramları kaybetmeye alıştık
Binbir türlü insandan,
Kötüleri kaybetmeye alıştık.
Şehitler yolunda,
Bedenimizi kaybetmeye alıştık
Bir uçurumun kenarında
Yanlızlık ve çaresizlik
Bağırıyorum - duyan yok,
Konuşuyorum - anlayan yok...
Suça sürüklenen duygularım
Elini çekmiş kalbimden
Kurulur mizan Hakk'ın huzurunda
Verilir hesap Hakk'ın karşısında
Cezasız kalmaz Hakk'ın mizanında
Tövbe faydasız Hakk'ın divanında
12.10.25
Yirmi beş yıl: Bir cesedin üzerinde tepinen atlar gibi geçti.
Ben ki, toprağın nabzını betonların arasında arayan adam,
Kendi sesimden ürkerek büyüttüm bu kavgayı.
Şimdi ellerim, bir şehrin trafosu kadar tehlikeli
Ve kalbim, bir mültecinin son ekmeği kadar sahipsizdir.
Bir çocuk düşün hayalleri var.
Hayalleriyle birlikte sevinçleri var.
Savaşın ortasında masum çığlıkları var.
Bir kelebek kadar ömürleri var.
Umut dolu yarınları var.
Kâinattan sesler yükseliyor
Ufka bakarak,
Bereket nidaları geliyor
İnsanlığın üzerine...
Sonsuz bereket toprak yüzeyine
Ruhumun karanlığa saplanan noktasında,
Bir sokak lambası oluyorsun
Şerha şerha aydınlatıyorsun her tarafı
Huriler ruhuna üflüyor, melekler yardımına koşuyor
Hüküm sürdüğün bu dünyada,
Eşsiz ve benzersiz bir saltanat sürüyorsun,
İdam sehpasında bekleyen canlar,
Birer birer,
Sıkılıyor Müslüman’ın boğazı.
Çığlıklar yükseliyor arşa;
Zalim,
Ölüm diye bağırıyor!
Bu fani alemde,
Birkaç kelime dökülüyor dudaklarımdan,
İmkansıza koşuyor umutlarım
Düşlerime düşüyor o güzel gözlerin,
Yardımıma koşuyor birkaç hatıra,
Bir söz kalıyor geriye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!