Yirmi beş yıl: Bir cesedin üzerinde tepinen atlar gibi geçti.
Ben ki, toprağın nabzını betonların arasında arayan adam,
Kendi sesimden ürkerek büyüttüm bu kavgayı.
Şimdi ellerim, bir şehrin trafosu kadar tehlikeli
Ve kalbim, bir mültecinin son ekmeği kadar sahipsizdir.
Yirmi beş;
Yani, çocukluğun o pembe yalanlarından çekilen bir tetik.
Babamın öğrettiği duaları, modern çarşıların gürültüsünde unuttum.
Herkesin bir yerlere sığıştığı, bir unvanla yatıştığı bu çağda
Ben, kendi göğsümün daralan kafesinde
Bir nizam arıyorum, bir nizam ki; kanla ve terle yıkanmış.
Dünya koca bir mezbahadır, biz ise sırasını bekleyen uysal etler,
Hayır!
Ben bu yaşta, bu çeyrek asırlık uçurumun tam kıyısında
Bir itirazı kuşanıyorum, ilikleri sökülmüş bir palto gibi.
İsmim, bir sicil kaydından ibaret değil artık,
Yüzüm, bu çağın sahteliğine çekilmiş en ağır resttir.
Artık kimse bana çiçeklerden, bahardan, hovarda hayallerden bahsetmesin.
Yirmi beşinci yılımda,
Bir meydan dayağından sağ çıkmış gibi duruyorum ayakta.
Çünkü biliyorum: İnsan, ancak yarası kadar büyüktür
Ve ancak savaştığı kadar yaşar.
İşte buradayım;
Kendi enkazımdan bir kale inşa ederek,
Yirmi beşinci senenin kapısını, bir darbe gibi vurarak açıyorum.
20.05.26
Yunus Emre GörenKayıt Tarihi : 20.05.2026 19:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İsmet Özel'in tarzıyla 25 yaşıma özel




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!