Kuyuya Doğan Işık
Dizlerinin gölgesinde büyüyen bir karanlık vardı
Taştan duvarlar arasında yankılanan,
Adını kimsenin fısıldamaya cesaret edemediği
İnce bir ateş gibi.
Neresi orası
Dört gündür bir surda sıkışmış gibiyim
Penceresiz, karanlık bir oda gibi
Nesimi’nin Ateşiyle
Gökyüzü taşlı sokaklarda kırıldı,
Kelimelerim rüzgârın elinde savruldu,
Adım bir yankı gibi şehrin içine karıştı,
Ve ben, susturulmuş bir fırtına oldum.
NEYDİ BİZDEN KALAN?
Sabahın ayazında bir ekmek kokusu vardı,
Bir de omzumuza çöken yorgunluk.
Sokak lambaları hâlâ yanıyordu,
Biz çoktan uyanmıştık hayata.
Omuz Omuza
Şehirlerde başlar bazı hayatlar,
Dağlarda birleşir bazıları.
Seninle
Seninle başlar her sabah,
İnce bir rüzgârla düşer gözlerime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!