Neresi Orası Şiiri - Yoldaş Güneş

Yoldaş Güneş
62

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Neresi Orası

Neresi orası

Dört gündür bir surda sıkışmış gibiyim

Penceresiz, karanlık bir oda gibi

Bıçak gibi giriyor içime ayaz

Ve gölgeler fısıldıyor eski hesapları

Ayazın içinde, ben de bir gölgeyim

Burnuma ölü balık kokusu geliyor

Hatırlıyorum bir yolculuğu

Yarıbaygın, Karapeçeliler

Bizanstan kalma pudra pembe duvarlar

Şafak vakti, soluk bir ışık

Ve her taş, geçmişin bir sır perdesi

Bir hayalin içindeyim, nerdeyim hatırlar gibiyim

Kapılar açılıyor, kapanıyor kendi kendine

Her adımda zaman bükülüyor

Benden uzaklaşıyor eski ben

Gözlerimse yalnızlığın derin kuyusunu arıyor

Her adım, yalnızlığın yankısıdır

Bir dede atların önüne atıyor kendini

Tozla karışıyor, yankılanıyor boşlukta

Bir ana ağlıyor, teni buz

Beşik bir mezarda sallanıyor sessizce

Ve rüya, geçmişin öfkesini fısıldıyor

Ağlamak, yalnızlığın sessiz dilidir

Uzaktan geliyor bir kemençe sesi

Titrek, uzak, içimdeki sessizliğe karışan

Bir hatırlama, bir özlem, bir tüy

Bedenim başka bir biçimde

Kollarım ağır, derim kalın ve tuhaf

Ayaklarım yerden kesilmiş gibi, yürüyemiyorum

Bir ses beni hâlâ hatırlıyor

Oda daralıyor, duvarlar yaklaşırken

Bir zamanlar hatırladığım yollar

Bambaşka, hiç gitmediğim bir labirent

Her hareket, her nefes beni biraz daha insan olmaktan alıkoyuyor

Duvarlar kendi kendine titriyor

Gölgeler önümde dans ediyor

Zamanın nefesi ensemi sarmalıyor

Bir çığlık gibi içimde yükseliyor

Ve yalnızlık, bedenimin içinden

Soğuk bir nehir gibi akıyor

Kanımda yankılanıyor

Her gölgeyle birleşiyor

Her nefeste beni çoğaltıyor

Ben hem bir ben, hem gölgelerim

Yalnızlık, bazen en sadık dosttur

Gölgeler gülümsüyor, ağlıyor, dönüyor

Bir çocuğun düşü, bir böceğin yürüyüşü

Ve ben izliyorum, hem ben hem değilim

Zaman akıp gidiyor, parçalanıyor

Ve umutla umutsuzluk aynı anda elimi tutuyor

Ve yine de, ben hâlâ buradayım

Sur yavaşça eriyor, gün doğuyor

Bedenim hâlâ tuhaf, hâlâ yabancı

Ama kemençe sesi, minik bir ışık gibi

Gölgelerin arasında titreşiyor

Ve düşlerimle yüzleşiyorum

Umut, karanlık bir nehirde yüzen bir ateş gibi

Titrek, kırılgan, ama hâlâ var

Umutsuzluk ise o nehrin soğuk akıntısı

Beni sürüklüyor, içime çekiyor

Ve ben, hem ateşim hem suyun içinde

Yüzmeye devam ediyorum, kırık bir camın arasından süzülen güneş gibi

Her kayıp bir intikam değil

Ama belki, bir başlangıçtır

Ve belki de, hâlâ yaşanacak bir gün vardır

Ayazın içinden süzülen ışık yalnızca var olmaktır

Ve var olmak, bazen kendi gölgenle hesaplaşmaktır

Bir ırmak gibi kıvrılır sokaklarda

Suskunluk çatırdar altında

Ve biz, ellerimizle

Dünyayı yeniden öreriz

Bir çocuğun gözlerinde gördüğüm gelecek

Bir kadının sessiz bağırışında saklı

Ve her kırılmış koltukta

Her unutulmuş sevinçte

Biz bir sevdanın gövdesini taşırız

Ve bu gövde, hiç tükenmez

Bizimle akar, bizimle kalır

Sevda bu ırmak, durmaz, solmaz

Bizimle akar, bizimle kalır

Yolumuz uzun, rüzgârla dalga dalga

Ellerimizle dünyayı tutarken

Sen gülersin;

Ben yanında dururum;

Ve şehir, toprak, gökyüzü

Bizimle nefes alır, bizimle akar

Çünkü aşk sadece bir isim değil

Bir su, bir fırtına, bir ışık

Ve biz, bu akışta birbirimizi buluruz.

Yoldaş Güneş
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 23:32:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!