Dağ Nefesi
Dağ rüzgârı vurdu başa,
Toprak susar, ben konuşmam.
Elde nasır, yürek taşa,
Vurur durur, ben alışmam.
Dersim'e
Sabah, dağın alnında ağır ağır uyanır
Sis, bir ana gibi sarar vadileri
Doğanında insan yüzü konuşur burada
Susarak anlatır olanı biteni
Dersim’in Çocuğu
Bir sabah sessizliğinde, gözlerim toprağa değdi,
Rüzgâr, çocukların adını taşıyordu.
Birinin adı yalnızlıktı, diğerinin umut,
Ve ben, ikisinin arasında bir düş gibi kaldım.
Dileğimdir Yâren
Dağlara sordum: “Giden döner mi?”
Yel sustu, taş ağladı sessiz.
Bir gül düştü sinesinden toprağın,
Adı yoktu, ama sesi bendendi.
Direncin Mayası
Sızıyı koyduk yanımıza
adı konmamış bir misafir gibi
susup bizimle yürüsün diye.
Kırık bir akşamın kıyısında
ellerimiz üşürdü belki
Direnişin Sesi
Ölüyorlar! Sessiz çığlık içinde!
Direniyorlar! Bedenleri zincir, yürekleri ateş!
Görmezsem yoksun! Duymassam yoksun!
Her nefes özgürlük, her bakış isyan!
Dört Dağın Ardında
Ayrılık, fırtınanın öfkesiyle çatlayan ağaç gibi,
Dalları kopan, yağmurla yıkan…
Filistin için
Sokaklar sessiz, taşlar ağlıyor
Gökyüzü gri, çocuklar korkuyor
Filistin’de her ev bir hikaye saklıyor
Dumanın ardında kaybolmuş umutlar var
Gecenin Yüreğinde
Gözlerin yandı geceme,
Benim içimde bir çığlık gibi,
Gözlerin Kadar Gerçek
Geceyi yırtan bir ses gibi geldin
Kanıma dokunan o uzak çağrı
Ben zincirlerimle uyurken
Sen, adını unutan bir özgürlüğün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!