Dilim varmaz demeye,
Yüküm sığmaz sineye.
Damla, ne olur dinle,
Muhtacım affetmeye.
Bir büyük ayıp ettim,
Dünya yıkılsa yerinden, bana ne?
Güneş doğmasa derinden, bana ne?
Kimin ahı kime kalmış, kim yanmış;
Herkesin kendi şerinden, bana ne?
Zaman akıp gidiyormuş, bana ne?
kalktık Başpınar’ın sabahına
geceyi üstümüzden sıyırarak değil
üstümüzde taşıyarak
bir fabrikanın gölgesi daha erken düşer burada
güneş doğmadan önce bile
Ruhum, dibi görünmeyen bir çamura batmış,
Her çırpınışta biraz daha yutuyor beni bu koyu kıvam.
Dizlerime kadar hüzne gömülüyüm,
Adım atsam balçık çekiyor, dursam zaman eritiyor.
Kollarımda görünmez bir zincirin soğuk şakırtısı var;
Halkaları kederden dökülmüş, kilitleri pas tutmuş.
Bazı vedalar ağır olur
bir göğün omuzlarına çökmesi gibi
geceyi sırtında taşıyan bir atlasın
dikiş yerlerinden sökülmesi gibi
içinde bir yer
sessizce göçer
Ardımca söylenip vurun derinden,
Yıkılsın bu dünya sarsın yerinden.
Kurtarın ruhumu tüm dertlerinden,
Hakkımda ne dersen inansın herkes.
Gölgeniz olmasın artık yolumda,
Odanın en kuytu köşesinde, ışığa küsmüş bir dilsizlik bu,
İncecik boynuyla dünyayı taşıyor sanki o bembeyaz gövde.
Bakınca çiçeği değil, kendimi görüyorum yapraklarında;
Hani şu her şeye rağmen koparamadığım merhametim,
Hani şu haklıyken bile özür dileyen, o iflah olmaz vicdanım...
İnanır mısın, iki gündür sigara içmiyorum.
Elim gitmiyor o eski zehre,
Sanki dumanı çeksem içime,
Senden kalan son izleri de boğacakmışım gibi.
Bak, halinden ne hallere düştüm;
I
Bir gönül ki kapısında kilit erdi,
Çalan olmaz, gecelerce beklerdi hep erdi,
Her geçen yolcuya açılırdı derdi,
Lâkin sevgi bu eşiğe uğramaz, kaderdi.
Bir nehrin iki yakası
Gibi düştük ayrı yere
Su çağırır durur suyu
Kavuşamaz bile bile
Ay vururken durgun suya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!