Bir ki seni severim
Birde seni seveni
Kalb-i fakir seherim
Rahmetine ereni
Secde eder hayalim
Bütün gün yokluğunla kavruldum,
Ellerim bağlı, hasretinle duruldum.
Sevdiğin şarkılar, masadaki fotoğrafın...
Sığındığım limanlar yetmedi acına.
Şimdi yatağımda bir o yana, bir bu yana;
İçtiğim sudasın, serin bir nefes,
Dudağım değince canlanır her ses.
Kadehte berraklık, gönülde heves,
Damla damla düşen her yerde sensin.
Yürüdüm, geçtiğim yollar hep sana,
İçimde Bir İki Kişi
İçimde bir çocuk ağlar, sâkit gece,
Gözyaşı rahmettir, düşer gizlice.
Vicdanım bir kandil, titrer her gece,
Lâkin hayat söndürür o nûru hoyratça.
Uzaklaş.
Gölgeni sil.
İzlerini süpür.
Bütün kapıları ört.
Beni bu boşlukta bırak.
Beni hiç tanımamış gibi yap.
Şimdi gidiyorsun
gidişinle eksilmiyor sadece bir sen
bir ben de gidiyorum içimden
yarım kalmış cümleler gibi
asılı kalıyor her şey boğazımda
ve ben sana söyleyemediklerimin ağırlığında
Tek bir mum alevi...
Sarı, cılız ve kendi etrafında dönen bir derviş gibi,
Odanın karanlığını dağıtmaya yetmiyor,
Sadece gölgeleri büyütüyor duvarlarda.
Nedenini bilmediğim bir sızı bu,
Göğüs kafesime dolan isli bir duman gibi;
"Paslı bir radyo cızırtısında düğümlendi çocukluk masalımız,
Artık rüzgârın savurduğu o kimsesiz ıslığa emanet anılarımız."
Beyaz bir buluttur, süzülür gider,
Kuyruğu ebruca, bin nakış eder.
Küçücük başında üç renk hükmeder,
Saraylı bir kraliçe, Süslü Şaziye.
Minyon endamıyla bir nazlı peri,
Ne gökten bir yazı, ne bir hat geldi,
Bu bomboş dünyaya bir feryat geldi.
Doğarken verilmiş bir sözüm mü var?
Ruhuma belirsiz bir hayat geldi.
Bir hamur gibiyim, kendim kararım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!