Hiç hapse girmedim ben,
Ama bir çift gözün içinde tutsak kaldım.
Kalbim göğüs kafesime sığmamaya başladığında,
O an anladım:
Bu, sıradan bir heyecan değil, aşktı.
Bana her baktığında,
Dünyanın en ağır yüküymüş gibi eğilirdi başım önüme.
Hem utancımdan kaçırırdım bakışlarımı,
Hem de baktığın için içten içe sevinirdim;
Çocukça bir mutluluk yayılırdı içime.
Aşk ne masum bir şeymiş meğer...
Gece yarısı, uykunun en koyu yerinde,
Bana bu cümleleri kurduran bir mucize.
Eve dönünce hasretin sabrımla kavgaya tutuştu,
Dayanamadım;
Aldım kalemi kağıdı, seni anlattım.
Damla,
Sana "seni seviyorum" demek,
Yüzüne karşı söylenmesi en güç yeminmiş benim için.
Bazen sadece yüzüne bakmak bile,
Hecelerimi darmadağın etmeye yetiyor.
Sana şiirlerin en âlâsını, en safını yazıyorum,
Ama korkuyorum;
Hangi mısra yeter senin güzelliğini anlatmaya?
Uzak diyarlarda,
Kaybolmuş bir gençliğim vardı benim.
Sen, o sağanak yağmurun tam ortasında,
Sırılsıklam kalmış o çocuğu bulup çıkardın.
Şimdi ellerimden tut,
Beni yanına, o huzurlu limana götür.
Yetti artık bunca zaman çektiğim dertler;
Bana biraz mutluluk ver,
Bana sadece kendinden ver.
Kayıt Tarihi : 3.05.2026 16:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!