Sende mi kaybettim ben o en canlı halimi,
Yoksa sen miydin o aynada bana parıldayan?
Çözemedim içimdeki bu sessiz ihtilali;
Ben miyim buralarda, yoksa sen misin yaşayan?
Eğer özlediğim o yüz kendimin yüzüyse,
Neden aklım hala senin gurbetinde rehin?
Neden bu kalbin en kuytu, en dilsiz çeyreği
Hala o eski saltanatın tahtına zemin?
Unutmak, teslim olmaktır dünyanın akışına,
Ben o nehirde yüzmeyi çoktan bırakanım.
Gerek yok artık zamanın beyhude yarışına;
Kendi göğümde o en parlak yıldızı sönenim.
Sorgusu bitmedi bendeki bu garip davanın,
Ne ayna bir cevap verdi, ne yüzümden dönenler.
Varsın sırrı çözülmesin içimdeki bu can yangının;
Söndü mü sanıyorlar odasında ışığı görenler?
Kayıt Tarihi : 13.06.2026 02:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu, gidenin ardından ağlayanların değil; gidişle birlikte kendi içindeki en parlak devri uğurlayan mağrur bir insanın hikayesidir. Zaman dışarıda akar, takvimler değişir ve dışarıdan bakan herkes senin hayatına kaldığın yerden devam ettiğini sanır. Hatta yüzündeki dik duruşu, pencerenden sızan aydınlığı görenler yaralarını sardığını, odanda huzurlu bir ışık yandığını düşünür. Oysa o pencerelerden sızan ışık bir huzur lambası değil; dışarıya hissettirmeden, tek başına büyüttüğün o gizli can yangınının alevidir. Sen acını bir zayıflık gibi ortalığa saçmaz, yangınını dünyaya bir "aydınlık" gibi izletirsin.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!