Küçük bir kristal kalbi vardı hayatın,
Soğuk semalardan düşerken yeryüzüne.
Sessizliğin bestesini yapardı her zerrem,
Ta ki o titrek alevi görene dek...
Mum yanıyor, bir davet gibi karanlığın kalbinde,
Ben ise üşüyen bir rüyanın son nefesiyim.
çıldırıyorum galiba
herşeyi kırmak,
parçalamak geçiyor içimden
kendimi bile
çıldırıyorum galiba
Parça parça topluyorum dağılmış benliğimi,
Sanki dünyayı yeni baştan keşfediyorum.
Kainatın gizli kalmış sırları bir bir dökülüyor avuçlarıma; İlk defa bakıyormuşum gibi bu uyanışa...
İlk kez tanıyorum baharı, çiçeği, böceği
Ve en çok da...
seni.
deliyim ben
Zincirlerle zapt edilemeyecek kadar çılgın
senin gözlerin var ya
baktım...
aklımı kaçırdım
ayaklarım yere basmıyor
Uzun yıllar sonra
İçim içime sığmıyor
Tarifi imkansız bir anda
Aşkı tanıdım
Beni kendine öyle yaklaştırdın ki
Seni ben sandım
Aşkı bana hatırlatan sevgilim
Dertlerime merhem ol diyemedim
Hüzün deryasında boğulurken ben
Arayıp elimi tut diyemedim
Hayatı beraber yaşarız sandım
Kendimi tanımaya başladığımdan beri
Hep hissettim bir şeyin eksikliğini
İsim koyamadım hasretime
Yüzünü bilmeden elini tutmadan
Hayal ettim, sevdim seni.....
Mutlu olmak nedir dersen
Bir demli çay bir dumanım
Boşvermişim tüm evrene
Bir sigaram bir de çayım
Aşkla meşkle olmaz işim
Peruğunu çıkar
ve makyajını sil
gösteri bitti.
Eşsizdin, ama...
Aslında hiç var olmadın.
benim seni görmek istediğim o kalabalığın
Evrenin olmamı ister misin,
Sınırsız aşk alanı...
Yıldızların üstünde
Benimle ölümlü hayatı unut,
Ve yerçekimini de.
Benimle uçmaya hazır mısın?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!